DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Medeni Yılmaz: “Türkiye’nin ihtiyacı güvenliği de hukuk içinde kurabilen bir devlet aklıdır”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 277 sayılı Uzman Erbaş Kanunu Teklifi'nin tümü üzerine yaptığı konuşmada, teklifin yurttaş haklarını genişletmek yerine idarenin yetki alanını artırdığını savundu. Yılmaz, çalışma hakkı, mülkiyet hakkı ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığına ilişkin düzenlemeleri eleştirerek teklifin hukuk devleti ilkesi açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 277 sayılı Uzman Erbaş Kanunu Teklifi‘nin tümü üzerinde söz alarak düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, teklifin temel yaklaşımının yurttaş haklarını güçlendirmekten ziyade idarenin uygulamalarını kolaylaştırmaya yönelik olduğunu ifade etti.

“Kanun yapma faaliyetini idarenin lehine sorun giderme mekanizmasına dönüştürüyorlar”

Teklifin genel felsefesini eleştiren Medeni Yılmaz, “Teklifin geneline bakıldığında yurttaşın hakkını genişleten, kamu görevlisini koruyan veya yargı kararlarının etkisini güçlendiren bir reform iradesinden çok idarenin elini rahatlatan bir anlayış görülmektedir. Mahkeme kararlarının uygulanması geciktirilmekte, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bazı düzenlemeler farklı ifadelerle yeniden kurulmakta, personelin mesleki geleceğini belirleyen sicil, sınav, statü geçişi veya meslek icrası gibi alanlarda idarenin takdir alanı genişletilmektedir. Bu yaklaşım kanun yapma faaliyetini yurttaş lehine güvence üretme aracı olmaktan çıkarıp idarenin lehine sorun giderme mekanizmasına dönüştürmektedir. Türkiye’nin ihtiyacı, güvenlik başlıkları açıldığında hukuki güvenceleri geri çeken bir anlayış değil, güvenliği de hukuk içinde kurabilen bir devlet aklıdır.” ifadelerini kullandı.

“Hak ihlalini matematiksel bir kılıfa döndürmüşler”

Teklifin 1’inci ve 2’nci maddelerinde yer alan tabip ve diş hekimi subaylara yönelik çalışma yasağı düzenlemelerine değinen Yılmaz, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce benzer hükümleri çalışma hakkı yönünden ölçüsüz bularak iptal ettiğini hatırlattı.

Yılmaz, “Anayasa Mahkemesi tabip subayların ayrılmaları durumunda kalan tüm mecburi hizmet süresi boyunca sivil sektörde dahi hekimlik yapmalarının engellenmesini çalışma hakkı yönünden ölçüsüz bularak iptal etmişti fakat mezkûr düzenleme Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararlarının özünü kavramak yerine hak ihlalini matematiksel bir kılıfa döndürmüştür. Bu çalışma yasağı özü itibarıyla bireyin kendi emeğini ve sivil alandaki mesleki birikimini kullanmasını cezalandırmaktadır.” dedi.

Diş hekimlerine ilişkin düzenlemeyi de değerlendiren Yılmaz, “Teklif edilen düzenleme AYM’nin iptal ettiği meslek icra yasağını tamamen kaldırmamakta, yalnızca yasak süresini matematiksel bir formülle yeniden belirlemektedir. Bu nedenle madde 2, Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcı gerekçesini tam olarak karşılamamaktadır.” ifadelerini kullandı.

“On yıla yakın sürebilecek bir yargılama telafisi imkânsız ihlallere yol açacak”

Teklifin 7’nci maddesiyle Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı personeline ilişkin davalarda göreve iade kararlarının kesin hüküm verilinceye kadar uygulanmamasının öngörüldüğünü belirten Yılmaz, düzenlemenin yargı kararlarının etkisini zayıflatacağını savundu.

Yılmaz, “Hukuka aykırılığı ilk derece mahkemesi kararıyla tespit edilmiş bir işlemin sonuçlarının sırf karar kesinleşmediği için devam ettirilmesi KHK mağduriyetlerini giderme iradesiyle bağdaşmadığı gibi yeni mağduriyetlerin de önünü açmaktadır.” dedi.

Konuşmasının devamında ise “Uygulamada on yıla yakın sürebilecek bir yargılama hukuk devleti ilkesi, mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ve idarenin her işleminin yargı denetimine tabi kılınması hakkı bakımından telafisi imkânsız ağır ihlallere yol açacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Mülkiyet hakkı ihlal edilen yurttaşın zararı Anayasa’ya uygun şekilde giderilmelidir”

Kamulaştırma Kanunu’na eklenmesi öngörülen geçici maddeyi de eleştiren Medeni Yılmaz, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen düzenlemenin farklı bir kanun içerisinde yeniden getirildiğini öne sürdü.

Yılmaz, “Madde metni incelendiğinde, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini karşılayan yeni bir kamulaştırma rejiminin kurulmadığı, iptal edilen 221 sayılı Kanun’un temel mantığının başka bir kanun içerisinde yeniden düzenlendiği görülmektedir.” dedi.

Konuşmasını “Hukuk devleti, idarenin geçmişten gelen durumlarını kanun hükmüyle meşrulaştıran değil, mülkiyet hakkı ihlal edilen yurttaşın zararını Anayasa’ya uygun içerikte gideren bir düzen kurmakla yükümlüdür.” sözleriyle tamamladı.

Haber: Hüseyin YAVUZ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu