<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HÜDA PAR arşivleri &#8211; Güçlü Ankara Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.gucluankaragazetesi.com/etiket/huda-par/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/etiket/huda-par/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Aug 2025 13:35:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>HÜDA PAR’dan memurların zam taleplerine destek: Zam oranı enflasyonun üzerinde olmalı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-memurlarin-zam-taleplerine-destek-zam-orani-enflasyonun-uzerinde-olmali/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-memurlarin-zam-taleplerine-destek-zam-orani-enflasyonun-uzerinde-olmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 13:35:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çatalca Geri Gönderme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin Tarihi Müzesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3705</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Merkezi’nin yayımladığı gündem değerlendirmesinde memur maaşlarına zam oranı, mültecilere yönelik keyfî uygulamalar, tüketim çılgınlığı ve teşhirciliğin yol açtığı ahlaki erozyon ile Mardin Tarihi Müzesi&#8217;nin kiliseye devredilmesi konularına değinildi. Açıklamada, hükümet ile sendikalar arasında toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili, “Yetkili sendikanın sürdürdüğü adil sözleşme mücadelesini destekliyoruz” ifadelerine yer verilerek zam oranın enflasyonun üzerinde olması &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-memurlarin-zam-taleplerine-destek-zam-orani-enflasyonun-uzerinde-olmali/">HÜDA PAR’dan memurların zam taleplerine destek: Zam oranı enflasyonun üzerinde olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Merkezi’nin yayımladığı gündem değerlendirmesinde memur maaşlarına zam oranı, mültecilere yönelik keyfî uygulamalar, tüketim çılgınlığı ve teşhirciliğin yol açtığı ahlaki erozyon ile Mardin Tarihi Müzesi&#8217;nin kiliseye devredilmesi konularına değinildi. Açıklamada, hükümet ile sendikalar arasında toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili, “Yetkili sendikanın sürdürdüğü adil sözleşme mücadelesini destekliyoruz” ifadelerine yer verilerek zam oranın enflasyonun üzerinde olması gerektiği belirtildi.</p>
<p><strong>“Kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin insanca yaşayabileceği bir ücret düzeni olması gerektiğini savunuyoruz”</strong></p>
<p>2026-2027 yıllarını kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinin sürdüğü belirtilen açıklamada, “Milyonlarca memur ve memur emeklisinin beklentisi adil ve hakkaniyetli bir maaştır. Kamu çalışanlarının alın teri kuruş hesabıyla değil, adalet terazisiyle ölçülmelidir. HÜDA PAR olarak, yetkili sendikanın sürdürdüğü adil sözleşme mücadelesini destekliyor, kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin insanca yaşayabileceği bir ücret düzeni olması gerektiğini savunuyoruz. İlave derece, 3600 ek gösterge, kira desteği, bayram ikramiyesi, gelir vergisinin %15’e sabitlenmesi ve emekli haklarının güçlendirilmesi; yalnızca sendikaların değil, milyonlarca memurun ortak sesidir.” denildi.</p>
<p>Açıklamanın devamında hükümetin teklif ettiği zam oranın yetersiz olduğuna dikkat çekilerek, “Ne yazık ki hükümetin teklif ettiği; 2026 için %11+7, 2027 için %4+4 oranları, mevcut kayıpları dahi telafi etmekten uzaktır. Halkın mutfağında yangın varken, makyajlı tablolarla refah görüntüsü oluşturmak inandırıcı değildir.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Memura, emekliye kemer sıktırmak kabul edilemez”</strong></p>
<p>Kamu harcamalarındaki israfın devam ettiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: “Yoksulluk sınırının çok altında bir gelirle hayatını idame ettirmeye çalışan memura, emekliye kemer sıktırmak kabul edilemez. İtibar; gösterişli binalarda değil, adalet, hakkaniyet ve emeğe verilen değerde aranmalıdır. Gerçek bir maaş artışı için zam oranı enflasyonun üzerinde olmalı; gelir dağılımında adalet, üretimi artırmak, kaynakları hakça paylaşmak ve haksız aktarımları önlemekle sağlanmalıdır.”</p>
<p><strong>“Adil bir sistemden ve hakça paylaşımdan yana olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz”</strong></p>
<p>Açıklamanın devamında görüşmelerin toplumun diğer kesimlerini de etkileyeceği ifade edilerek, “HÜDA PAR olarak emeğin zayi edilmediği adil bir sistemden ve hakça paylaşımdan yana olduğumuzu ve bunu savunmaya devam edeceğimizi buradan açıkça ifade ediyoruz.” denildi.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi’nin tedbir kararına rağmen Türkmenistan uyruklu mültecilerden haber alınamıyor</strong></p>
<p>Mültecilere yönelik keyfî ve gayriinsanî uygulamaların artarak devam ettiğine işaret edilen açıklamada, son günlerde mültecilere yönelik hak ihlallerinin yaşandığı üç olay örnek olarak gösterildi.</p>
<p>Özbekistan vatandaşı Zebo Kadirova ve ardından eşi Bolt Asamoddin hukuksuz bir şekilde gözaltına alınarak Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldüğü hatırlatılarak dört küçük çocuğun hem annesiz hem babasız bırakıldığı belirtildi. 24 Temmuzda gözaltına alınan Türkmenistan uyruklu Abdylla Orusov ve Alisher Sahatov’un akıbetinin ise hâlâ belirsiz olduğuna vurgu yapılan açıklamada, Anayasa Mahkemesi bu iki ismin “kesinlikle sınır dışı edilemeyecek yabancılar” kapsamında olduğu bilgisine yer verilerek tedbir kararına rağmen kendilerinden haber alınamamasının insanlık suçu olduğu ifade edildi.</p>
<p><strong>“Geri Gönderme Merkezlerindeki gayriinsanî uygulamaların ölümcül boyutlara ulaştığını gösteriyor”</strong></p>
<p>Çatalca Geri Gönderme Merkezi’ndeki kötü muamele ve ağır şartlar nedeniyle bir mültecinin intihar ettiği ve bir kaçının ise intihara teşebbüs ettiği haberlerinin kamuoyuna yansıdığı belirtilen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bu durum, Geri Gönderme Merkezlerindeki gayriinsanî uygulamaların ölümcül boyutlara ulaştığını göstermektedir. Başta intihar vakaları olmak üzere tüm bu haksızlıklara karşı derhal etkin ve şeffaf soruşturmalar yürütülmeli, kamuoyu aydınlatılmalı ve sorumlular hesap vermelidir. İnsanlık onuruna ve hukuka aykırı bu uygulamalara derhal son verilmelidir.”</p>
<p><strong>“Tüketim, ihtiyaç olmaktan çıkarak bağımlılığa dönüştürülüyor”</strong></p>
<p>HÜDA PAR’ın gündem değerlendirmesinde dikkat çeken diğer bir başlık ise tüketim çılgınlığı ve teşhirciliğin yol açtığı ahlaki erozyon oldu. Yaygınlaşan tüketim çılgınlığının geleneksel ve sosyal medya aracılığıyla sürekli teşvik edildiği belirtilen açıklamada, “Reklamlar, moda endüstrisi ve özellikle influencer olarak isimlendirilen sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla insanlar tüketmeye, daha fazla harcamaya, daha çok gösteriş yapmaya yönlendirilmektedir.  Yedikleri, içtikleri, gezdikleri mekânlar ve satın aldıkları ürünlerle oluşturdukları içeriklerle kitleleri etkileyen bu kişiler, aslında kapitalist sistemin gönüllü işçileri olarak toplumu israfa ve gösterişe sürüklemektedirler. Böylece tüketim, ihtiyaç olmaktan çıkarak bağımlılığa dönüşmekte; açgözlülük, hırs ve kaynakların heba edilmesi olağan bir hayat biçimi haline gelmektedir.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Kadın bedeni metalaştırılarak kapitalist piyasanın cazip bir ürünü haline getirilmektedir”</strong></p>
<p>“Bu tüketim kültürü, yalnızca maddi nesnelerle sınırlı kalmayıp insan bedenini de bir gösteriş aracına dönüştürmektedir.” diye belirtilen açıklamanın devamında şöyle denildi: “Çıplaklık ve teşhir, özgürlük ya da çağdaşlık kisvesi altında pazarlanmakta; özellikle kadın bedeni metalaştırılarak kapitalist piyasanın cazip bir ürünü haline getirilmektedir. Oysa bir toplumu ayakta tutan en önemli unsurlardan biri mahremiyet ve iffet bilincidir. Mahremiyetin yıkılması, iffet duygusunun tükenmesi, medeniyetin çöküşünü beraberinde getirir. İnsan bedenini örtmek, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel değerlerden biri iken, teşhircilik toplumları içten çürütmeye yönelik planlı bir saldırı halini almıştır.”</p>
<p><strong>“Mahremiyetin değerini yeniden öğreten politikaların hayata geçirilmesi zorunludur”</strong></p>
<p>Tüketim çılgınlığı ile teşhirciliğin aynı zihniyetin ürünü olduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Biri bireyleri mallara ve markalara esir ederken, diğeri insan bedenini pazarlama aracına dönüştürmektedir. Her ikisi de kanaati, tevazuyu, iffeti ve kaynakların doğru kullanılmasını yok etmekte; toplumları kimliksiz, değersiz ve savrulmuş hale getirmektedir. Bu gidişata karşı toplumda kanaatkârlık ve kaynakları verimli kullanma bilincini güçlendiren ve mahremiyetin değerini yeniden öğreten politikaların hayata geçirilmesi zorunludur. Aksi takdirde tüketim ve teşhir kültürü, medeniyetimizin çatısını içten içe çökertmeye devam edecektir.” denildi.</p>
<p><strong>“Süryanilerin bugün Mardin’de neredeyse hiç cemaati bulunmamaktadır”</strong></p>
<p>Mardin Müzesi’nin şehrin tarihi ve kültürü açısından önemli bir yer edindiğine değinilen açıklamada, “1895 yılında inşa edilen bu yapı, Birinci Dünya Savaşı sonrası kamuya intikal etmiş ve yıllardır halkımıza hizmet vermektedir. Bugün, bu müzenin boşaltılarak belirli bir kesime tahsis edilmesi yönünde taleplerin yeniden gündeme geldiğini üzüntüyle görüyoruz. Oysa bu talepler; yerel mahkemelerden Yargıtay’a, Anayasa Mahkemesi’ne kadar tüm yargı mercileri tarafından reddedilmiş, haksız oldukları hukuken tescillenmiştir. Üstelik bu talebin sahibi olan Katolik Süryanilerin bugün Mardin’de neredeyse hiç cemaati bulunmamaktadır; şehirde yalnızca birkaç aile yaşamaktadır. Buna rağmen aynı konunun tekrar tekrar gündeme taşınması, iyi niyetten uzaktır.” denildi.</p>
<p><strong>“Mardin Müzesi, halkın hizmetinde kalmalı”</strong></p>
<p>Açıklamada son olarak, şu ifadelere yer verildi: “Mardin Müzesi, halkın hizmetinde kalmalı; tarihimize ve toplumsal huzurumuza zarar verecek hiçbir girişime izin verilmemelidir. Yetkilileri bu hassasiyetle hareket etmeye davet ediyoruz.”</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1957822463925981652">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1957822463925981652</a></p>
<p>HABER/ <strong>Ümmügülsüm KATIRCI</strong></p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-memurlarin-zam-taleplerine-destek-zam-orani-enflasyonun-uzerinde-olmali/">HÜDA PAR’dan memurların zam taleplerine destek: Zam oranı enflasyonun üzerinde olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-memurlarin-zam-taleplerine-destek-zam-orani-enflasyonun-uzerinde-olmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR’dan “17 Ağustos Marmara Depremi” mesajı: Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucu</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-17-agustos-marmara-depremi-mesaji-depreme-hazirliksiz-yakalanmak-ihmalkarligin-bir-sonucu/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-17-agustos-marmara-depremi-mesaji-depreme-hazirliksiz-yakalanmak-ihmalkarligin-bir-sonucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:31:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[17 Ağustos 1999 Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara Depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3587</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR’dan “17 Ağustos Marmara Depremi” mesajı: Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucu HÜDA PAR Genel Merkezi, 17 Ağustos 1999’da meydana gelen ‘Marmara Depremi’nin yıldönümünde bir mesaj yayımlayarak ihmal ve denetimsizliğin yol açtığı felaketlerin tekrar yaşanmaması için gereken tedbirlerin alınması vurgusu yapıldı. HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan “17 Ağustos 1999 Depremi” açıklamasında deprem gerçeğinin &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-17-agustos-marmara-depremi-mesaji-depreme-hazirliksiz-yakalanmak-ihmalkarligin-bir-sonucu/">HÜDA PAR’dan “17 Ağustos Marmara Depremi” mesajı: Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HÜDA PAR’dan “17 Ağustos Marmara Depremi” mesajı: Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucu</strong></p>
<p><strong>HÜDA PAR Genel Merkezi, 17 Ağustos 1999’da meydana gelen ‘Marmara Depremi’nin yıldönümünde bir mesaj yayımlayarak ihmal ve denetimsizliğin yol açtığı felaketlerin tekrar yaşanmaması için gereken tedbirlerin alınması vurgusu yapıldı.</strong></p>
<p>HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan “17 Ağustos 1999 Depremi” açıklamasında deprem gerçeğinin unutulmaması gerektiğine dikkat çekilerek, “Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucudur.” denildi.</p>
<p><strong>“İmar afları ve denetimsizlikler yeni riskler doğurmuştur”</strong></p>
<p>17 Ağustos 1999’da Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 7,5 büyüklüğündeki depremde binlerce kişinin vefat ettiği hatırlatılan açıklama,  yüz binlerce insanın evsiz kaldığı ve sanayi bölgelerinin de derinden etkilendiği belirtildi. Açıklamanın devamında, “Aradan geçen 26 yıla rağmen, ülkemizin bir deprem kuşağında bulunduğu gerçeği yeterince ciddiye alınmamış, Kahramanmaraş merkezli depremler de aynı acı ihmallerle yaşanmıştır. Afetler sonrasında alınması gereken kalıcı tedbirler ertelenmiş, imar afları ve denetimsizlikler yeni riskler doğurmuştur.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Standart dışı uygulamalara ağır yaptırımlar getirilmelidir”</strong></p>
<p>Deprem ile ilgili alınması gereken tedbirlere ilişkin önerilere yer verilen açıklamada, şöyle denildi:</p>
<p>“Deprem gerçeği unutulmamalı, tüm kurumlar üzerine düşeni yerine getirmelidir.</p>
<p>Yapı denetimi, tasarımdan inşaata kadar sıkı bir şekilde yürütülmelidir.</p>
<p>Bu süreçte yer alan yükleniciler, yapı sahipleri, işçiler, mimarlar, mühendisler ve diğer teknik personel mutlaka kayıt altına alınmalı ve zorunlu eğitimlerden geçirilmelidir.</p>
<p>Beton üretiminden yapı kullanımına kadar her aşamada standart dışı uygulamalara ağır yaptırımlar getirilmelidir.”</p>
<p><strong>“Deprem değil; ihmal, denetimsizlik ve vurdumduymazlık öldürür”</strong></p>
<p>“Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucudur.” ifadesine yer verilen açıklamada,  “Bu bağlamda yetkilileri samimi, kalıcı ve sonuç odaklı adımlar atmaya davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki deprem değil; ihmal, denetimsizlik ve vurdumduymazlık öldürür.” denildi.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1956975498686324758">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1956975498686324758</a></p>
<p>HABER/ <strong>Ümmügülsüm KATIRCI</strong></p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-17-agustos-marmara-depremi-mesaji-depreme-hazirliksiz-yakalanmak-ihmalkarligin-bir-sonucu/">HÜDA PAR’dan “17 Ağustos Marmara Depremi” mesajı: Depreme hazırlıksız yakalanmak ihmalkârlığın bir sonucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-17-agustos-marmara-depremi-mesaji-depreme-hazirliksiz-yakalanmak-ihmalkarligin-bir-sonucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR: Kılık ve kıyafet yönetmeliği baskıcı zihniyetin bir tezahürü</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-kilik-ve-kiyafet-yonetmeligi-baskici-zihniyetin-bir-tezahuru/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-kilik-ve-kiyafet-yonetmeligi-baskici-zihniyetin-bir-tezahuru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Aug 2025 10:11:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Hukuk İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kılık ve kıyafet yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3527</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR’dan yapılan açıklamada, okul öncesi ve ilkokullardaki kılık ve kıyafet yönetmeliği, gündemdeki resmi belgede sahtecilik iddiaları ve yaşlıların yaşadıkları sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Açıklamada, kılık ve kıyafet yönetmeliğindeki “başı açık olur” ibaresinin onur kırıcı ve kabul edilmez bir durum olduğuna vurgu yapılarak ilgili maddenin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. “Hiçbir kişi veya grubun konumu adaletin &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-kilik-ve-kiyafet-yonetmeligi-baskici-zihniyetin-bir-tezahuru/">HÜDA PAR: Kılık ve kıyafet yönetmeliği baskıcı zihniyetin bir tezahürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HÜDA PAR’dan yapılan açıklamada, okul öncesi ve ilkokullardaki kılık ve kıyafet yönetmeliği, gündemdeki resmi belgede sahtecilik iddiaları ve yaşlıların yaşadıkları sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Açıklamada, kılık ve kıyafet yönetmeliğindeki “başı açık olur” ibaresinin onur kırıcı ve kabul edilmez bir durum olduğuna vurgu yapılarak ilgili maddenin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p>
<p><strong>“Hiçbir kişi veya grubun konumu adaletin önüne set çekmemelidir”</strong></p>
<p>Kamu kurumlarının dijital sistemleri üzerinden sahte diploma, sahte ehliyet ve tapu kayıtlarına erişim sağlanarak yürütülen organize sahtecilik faaliyetlerine ilişkin HÜDA PAR Hukuk İşleri Başkanlığı’nın açıklama yaptığı hatırlatılan değerlendirmede, “Son günlerde ortaya çıkan yeni gelişmeler, bu çürümüş yapıların derinliğini ve tehlikesini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hangi siyasi görüşe, hangi partiye mensup olursa olsun; hangi bürokratik makamda bulunursa bulunsun, kim olursa olsun bu tür organize suçların üzerine ayrımsız ve istisnasız bir şekilde gidilmelidir. Hiçbir kişi veya grubun konumu, unvanı ya da bağlantısı; adaletin önüne set çekmemelidir.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Kalıcı ve kurumsal güvenlik tedbirlerinin bir an önce hayata geçirilmesi zorunludur”</strong></p>
<p>Devletin dijital altyapısına yönelik bu tür saldırıların vatandaşların özel hayatının gizliliğini ve mülkiyet hakkını da hedef aldığı belirtilen açıklamada, “Bu nedenle, soruşturma ve kovuşturma süreçleriyle sınırlı kalmayan; kalıcı, teknik ve kurumsal güvenlik tedbirlerinin bir an önce hayata geçirilmesi zorunludur. İlgili tüm kurumları, dijital veri güvenliğini en üst seviyeye çıkaracak düzenlemeleri ve denetimleri vakit kaybetmeden uygulamaya davet ediyoruz.” denildi.</p>
<p><strong>“Laikçi zihniyetin psikolojik baskısının halen devam ettiğini göstermektedir”</strong></p>
<p>Açıklamada, “Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ve Bakanlar Kurulu’nun 26.11.2012 tarihli kararıyla yürürlüğe giren kılık ve kıyafet yönetmenliğinin 4. maddesinin (e) fıkrasında “Okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokullarda okul içinde baş açık bulunur” ifadesinin yer aldığı belirtilerek, “Baskıcı bir zihniyetin tezahürü olan bu maddenin 2025’te hâlâ yürürlükte olması, inanç özgürlüğü açısından onur kırıcıdır ve kabul edilmez bir durumdur. Söz konusu hüküm, vatandaşlarımızın inanç özgürlüğünü baskılamayı amaçlayan; asimilasyoncu ve laikçi zihniyetin psikolojik baskısının halen devam ettiğini göstermektedir.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“İlkokul düzeyinde başörtüsünün sorun olarak görülmesi anlaşılır değildir”</strong></p>
<p>“Devlet, vatandaşlarının inanç özgürlüğünü teminat altına almak zorundadır.” denilen açıklamada şöyle devam edildi: “Söz konusu düzenleme, fiilen uygulamasa da ilgili maddenin hâlâ yürürlükte tutulması soru işaretlerine ve kaygılara neden olmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı, vatandaşların inanç değerlerine yönelik müdahalelere kesinlikle açık bir alan bırakmamalıdır. Okul öncesi veya ilkokul düzeyinde başörtüsünün sorun olarak görülmesi anlaşılır değildir. Bu, pedagojik açıdan doğru olmadığı gibi anayasal güvence altındaki inanç özgürlüğüyle de çelişmektedir. Bu nedenle, söz konusu düzenlemenin yeniden değerlendirilmesi zorunludur.”</p>
<p><strong>“Geçim sıkıntısı ve yalnızlık çeken milyonlarca yaşlımız için sağlanan kamu desteği yetersizdir”</strong></p>
<p>Açıklamanın devamında yaşlı bakım evlerinde ve huzur evlerinde yaşayan vatandaşların sorunlarına değinilerek,<strong> “</strong>Bugün, geçim sıkıntısı ve yalnızlık çeken milyonlarca yaşlımız için sağlanan kamu desteği yetersizdir. Huzurevleri kapasitesini aşmış, özel bakım kurumlarının ücretleri ise fahiş seviyelere ulaşmıştır. Emekli maaşları ise temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzaktır.” denildi.</p>
<p><strong>“Yaşlıya hürmet hem inancımızın bir gereği hem de toplumsal huzurun temelidir”</strong></p>
<p>Yaşlıların toplumun bereket vesilesi olduğuna değinilen açıklamada, “Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Eğer takva sahibi gençler, beli bükülmüş yaşlılar, süt emen çocuklar ve yayılan hayvanlar olmasaydı, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti.”  Hadis-i Şerif’ine yer verildi.</p>
<p>Açıklamada bu Hadis-i Şerif’in yaşlılarımızın toplum üzerindeki manevi koruyuculuğuna dikkat çektiği belirtilerek, “Onları ihmal etmek, sadece bir insanlık ayıbı değil, ilahî rahmetin kaybı anlamına da gelir. Biz biliyoruz ki, yaşlıya hürmet hem inancımızın bir gereği hem de toplumsal huzurun temelidir. Bu nedenle devlet, yaşlı vatandaşlarına sahip çıkmalı; bakım hizmetlerini iyileştirmeli, emekli maaşlarını insanca bir hayatı mümkün kılacak bir seviyeye yükseltmeli, evde bakım sistemini güçlendirmelidir.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Yaşlısına değer vermeyen bir toplumun geleceği olmaz”</strong></p>
<p>Yaşlılar için sosyal bakım sigortası hayata geçirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada aile merkezli çözümler desteklenmesinin önemli olduğu ifade edildi. Açıklamada son olarak, “Çünkü yaşlılarımız gerçek huzuru, huzurevlerinde değil, evladının yanında, sıcak bir aile ortamında bulur. HÜDA PAR olarak diyoruz ki: Yaşlısına değer vermeyen bir toplumun geleceği olmaz. Adalet ve merhamet, yaşlıyı korumakla başlar.” denildi.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1955971547769835970">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1955971547769835970</a></p>
<p>HABER/ <strong>Ümmügülsüm KATIRCI</strong></p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-kilik-ve-kiyafet-yonetmeligi-baskici-zihniyetin-bir-tezahuru/">HÜDA PAR: Kılık ve kıyafet yönetmeliği baskıcı zihniyetin bir tezahürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-kilik-ve-kiyafet-yonetmeligi-baskici-zihniyetin-bir-tezahuru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR’dan “14 Ağustos Dünya Rabia Günü” açıklaması</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-14-agustos-dunya-rabia-gunu-aciklamasi/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-14-agustos-dunya-rabia-gunu-aciklamasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2025 14:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Rabia Günü]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin ardından Rabia Meydanı’nda cuntacıların işlediği katliamı hatırlatmak amacıyla ilan edilen “Dünya Rabia Günü” vesilesiyle bir açıklama yapan HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, “Bu darbe sadece Mısır’a değil, Gazze’ye de uzanan karanlık bir düzenin parçası olarak tarihe geçmiştir.” dedi. “Bu darbe, ümmetin diriliş arzusuna doğrudan saldırı &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-14-agustos-dunya-rabia-gunu-aciklamasi/">HÜDA PAR’dan “14 Ağustos Dünya Rabia Günü” açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin ardından Rabia Meydanı’nda cuntacıların işlediği katliamı hatırlatmak amacıyla ilan edilen “Dünya Rabia Günü” vesilesiyle bir açıklama yapan HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, “Bu darbe sadece Mısır’a değil, Gazze’ye de uzanan karanlık bir düzenin parçası olarak tarihe geçmiştir.” dedi.</p>
<p><strong>“Bu darbe, ümmetin diriliş arzusuna doğrudan saldırı olarak tarihe geçmiştir”</strong></p>
<p>Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve meşru hükümete 3 Temmuz 2013’te darbe yapıldığını hatırlatan İmir, Mısır’da bir karanlık dönem başlatıldığına değindi. İmir, “Bu darbe, sadece bir siyasi müdahale değil; halkın özgürlük umuduna, İslam dünyasının bağımsızlık idealine ve ümmetin diriliş arzusuna doğrudan saldırı olarak tarihe geçmiştir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“On binlerce Müslüman, insanlık dışı şartlar altında ağır zulüm görmekte”</strong></p>
<p>Mısır halkının bu ihaneti kabul etmediğine ve direndiğine dikkat çeken İmir, “Adeviyye ve Nahda meydanlarında başlatılan direniş ise katliamla sonuçlanmıştır. O gün iktidarı gasp eden Sisi rejimi yaklaşık 20 bin Müslümanı esir almış, binlercesi sistematik işkenceye uğramıştır. Bugün hâlâ Mısır zindanlarında on binlerce Müslüman, insanlık dışı şartlar altında ağır zulüm görmekte; haklarından ve inançlarından dolayı cezalandırılmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Zindanlarda tutulan on binlerce Müslüman kardeşimizin en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşmasını temenni ediyoruz”</strong></p>
<p>Kanlı darbenin üzerinden 12 yıl geçtiğine değinen İmir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başta esaret altında şehit düşen Muhammed Mursi olmak üzere, zalim Sisi yönetimi tarafından meydanlarda şehit edilen 6 bin kardeşimize Allah’tan rahmet diliyor; zindanlarda tutulan on binlerce Müslüman kardeşimizin en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşmasını temenni ediyoruz.”</p>
<p><strong>“Sisi rejimi Filistin halkının kanı üzerinden iktidarını ayakta tutuyor”</strong></p>
<p>Mısır’daki darbenin uluslararası boyutuna da dikkat çeken İmir, “Bu darbe sadece Mısır’a değil, Gazze’ye de uzanan karanlık bir düzenin parçası olarak tarihe geçmiştir. İki yıldır Gazze&#8217;de süren soykırıma karşı Refah Sınır Kapısı’nı kapatan Sisi rejimi, siyonist rejimle yaptığı devasa enerji anlaşmalarıyla, Filistin halkının kanı üzerinden kendi iktidarını ayakta tutmaktadır. Sözde “istikrar” adı altında ABD ve siyonist rejimin çıkarlarını koruyan bu rejim, Mısır halkının özgürlük mücadelesine 12 yıldır ihanet etmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>“Yolsuzluk, adaletsizlik ve baskı, Mısır’ı derin bir çöküşe sürüklüyor”</strong></p>
<p>Mısır’daki ekonomik durumun her geçen gün kötüleştiği vurgusu yapan İmir, Sisi rejiminin IMF ve darbenin uluslararası finansörleri tarafından fonlandığını belirtti. İmir, “Yolsuzluk, adaletsizlik ve baskı, Mısır’ı derin bir çöküşe sürüklemektedir. Siyasi muhalefetin bastırıldığı, temel insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiği, ifade özgürlüğünün tamamen ortadan kaldırıldığı bir ortamda Mısır’ın gerçek bir çıkışı kalmamıştır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bu zulmün sona ermesi ancak halkın topyekûn bir direnişle birleşmesiyle mümkün”</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda Mısır halkına seslenen İmir, “Bugün Mısır halkına düşen görev açıktır: İradelerine yeniden sahip çıkmak, siyasi baskılara boyun eğmemek ve zindanlarda onurlu bir şekilde direnen başta İhvan-ı Müslimin mensupları olmak üzere tüm siyasi esirlere sahip çıkmaktır. Bu zulmün sona ermesi, ancak halkın topyekûn bir direnişle adalet, özgürlük ve insan onuru etrafında birleşmesiyle mümkündür.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1955951466226561449">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1955951466226561449</a></p>
<p><strong>HABER/ </strong>Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-14-agustos-dunya-rabia-gunu-aciklamasi/">HÜDA PAR’dan “14 Ağustos Dünya Rabia Günü” açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-14-agustos-dunya-rabia-gunu-aciklamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR: Açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-aciklamalarla-yetinme-donemi-geride-birakilmali/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-aciklamalarla-yetinme-donemi-geride-birakilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 11:40:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Sivil Toplum Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Filistin Dayanışma Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3417</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR: Açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir,  Gazze halkının canı, onuru ve iradesi için açıklamalarla yetinme döneminin geride bırakılması gerektiğini belirterek somut adım çağrısında bulundu. HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, gündeme dair değerlendirmelerde bulunduğu açıklamasında Gazze’deki soykırıma dikkat çekerek işgalci rejime karşı topyekûn bir baskı kurulması &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-aciklamalarla-yetinme-donemi-geride-birakilmali/">HÜDA PAR: Açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HÜDA PAR: Açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı</strong></p>
<p><strong>HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir,  Gazze halkının canı, onuru ve iradesi için açıklamalarla yetinme döneminin geride bırakılması gerektiğini belirterek somut adım çağrısında bulundu.</strong></p>
<p>HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, gündeme dair değerlendirmelerde bulunduğu açıklamasında Gazze’deki soykırıma dikkat çekerek işgalci rejime karşı topyekûn bir baskı kurulması çağrısında bulundu. İmir, “Gazze halkının canı, onuru ve iradesi için açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı, soykırımı durdurmak için hemen harekete geçilmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>“Tüm siyasi partilerin Gazze’ye insani koridorun açılması için gerekli sorumluluğu almasını ümit ediyoruz”</strong></p>
<p>Açıklamasına geçtiğimiz Pazar günü Ankara Kocatepe Camii’nden Meclis’e düzenlenen yürüyüşe değinerek başlayan İmir, “Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) ve Anadolu Sivil Toplum Platformu (ASTP) tarafından “Anadolu’dan Meclis’e Meclis’ten Gazze’ye İnsani Koridor” talebiyle bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe Anadolu’nun dört bir yanından kanaat önderlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve halkımız katıldı. Yürüyüşü düzenleyen STK’lara ve katılan halkımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu anlamlı yürüyüşün Meclis’te bulunan tüm siyasi partilerin Gazze özelinde “insanlık ittifakı” kurup Gazze’ye insani koridorun açılması için gerekli sorumluluğu alıp harekete geçmesini ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Her gün daha fazla sivil açlıktan ölmektedir”</strong></p>
<p>Son dönemde yaşanan gelişmelerin siyonist rejimin Gazze’yi tamamen işgal etme planını uygulamaya aldığını gösterdiğini belirten İmir, Gazze halkının deniz dışında sığınacak hiç bir güvenli yerinin olmadığına vurgu yaptı. Bölgedeki insani durumun felaket boyutuna ulaştığı uyarısında bulunan İmir, “Açlık, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bile gayrı meşru ilan ettiği abluka ve insani yardımların sistematik olarak engellenmesi nedeniyle her gün daha fazla sivil açlıktan ölmektedir. Temel gıda teminine çalışan sivillerin dahi doğrudan hedef alınması, yaşananların açık bir soykırım olduğunu gözler önüne sermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>“Artık pasif diplomasi dönemi geride kalmalıdır”</strong></p>
<p>Mısır ve Ürdün olmak üzere komşu ülkelerin katliama sessiz kaldığına dikkat çeken İmir, konuşmasına şöyle devam etti:  “Bölge yönetimleri, siyonist rejimin Gazze’yi devretme ve nüfusu zorla yerinden etme planlarına açık şekilde karşı çıkmalı; bu senaryoların hiçbir şart altında kabul edilmeyeceğini açık bir şekilde ilan etmelidir. Artık pasif diplomasi dönemi geride kalmalıdır. Bugün İslam ülkelerinin önünde bir tercih vardır: Direnişi silahsızlandırmayı hedefleyen bildirilerle tarih önünde soykırım ve etnik temizliğin sorumluluğunu paylaşmak mı, yoksa Gazze halkının yanında durarak siyonist işgale karşı kararlı bir irade ortaya koymak mı?”</p>
<p><strong>“Açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı” </strong></p>
<p>İslam dünyasının somut atmaması nedeniyle siyonist rejiminin işgalinin sürdüğüne değinen İmir, “Gazze halkının canı, onuru ve iradesi için açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı, soykırımı durdurmak için hemen harekete geçilmelidir<strong>.</strong> Tüm bölge güçleri, İslam ülkeleri ve soykırım suçuna ortak olmak istemeyen tüm insanlık cephesi, Gazze’deki işgale karşı topyekûn ekonomik, diplomatik ve askeri baskı kurarak siyonistlerin bölgeyi şartsız bir şekilde terk etmesini sağlamalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Lübnan’ı silahsızlandırmak ülkeyi işgale açık hale getirmektir”</strong></p>
<p>Lübnan&#8217;da silahlı güçlerin silahsızlandırılması planına tepki gösteren İmir, bu planın siyonist rejimin güvenliğini önceleyen bir strateji olduğunu belirtti. İmir, “Bu plan, siyonist rejimin ana finansörü olan ABD’nin, siyonist işgalin güvenliğini tahkim etme ve silahsız bir Lübnan’ı ona peşkeş çekme girişimidir. Lübnan yönetiminin bu planı kabul etmesi, ülkenin egemenliğini ve güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“ABD, bölge ülkelerini siyonist rejimle anlaşmaya zorlamakta”</strong></p>
<p>Çözüm için Lübnan içerisinde müzakerelerin yürütülmesi gerektiğini ifade eden İmir, “Siyonist rejim ile Lübnan arasında bir ateşkes bulunmasına rağmen, siyonistlerin bu ateşkesi yüzlerce kez ihlal ettiği bilinmektedir. Peki, Lübnan bu ihlalleri engelleyebilmiş midir? Dahası, siyonist rejim hâlâ anlaşmalara rağmen işgal ettiği beş bölgeden henüz çekilmemiştir. Siyonist tehdidin sürdüğü bir ortamda, Lübnan’ı silahsızlandırmak; halkı savunmasız bırakmak ve ülkeyi tamamen işgale açık hale getirmektir.” dedi.</p>
<p>ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “Bölge ülkeleri artık İbrahim Anlaşmalarına katılabilir.” açıklamasının Lübnan’a yönelik de bir mesaj taşıdığını belirten İmir, “ABD, bölge ülkelerini siyonist rejimle anlaşmaya zorlamakta, bu yönde ekonomik ve siyasi şantaj kartlarını açıkça kullanmaktadır. Lübnan devleti, ülkesini işgal etme niyetini saklama ihtiyacı bile hissetmeyen işgalci siyonist rejimle aynı masaya oturmamalı, bugüne kadar sürdürdüğü direniş çizgisini korumalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Mısır yönetiminin siyonistlerle gerçekleştirdiği bu anlaşma, tarihe kara bir leke olarak geçmiştir”</strong></p>
<p>Mısır’ın siyonist rejimle yaptığı doğalgaz ihracatı anlaşmasına tepki gösteren İmir, “Gazze’ye bir damla suyun bile ulaştırılamadığı, Refah Sınır Kapısı’nın kapalı tutulduğu bir dönemde, Mısır yönetimi eliyle siyonist rejim ekonomik olarak beslenmektedir. Sisi rejimi, Gazze halkına yardım geçişlerini engellerken, işgalci rejimin kasasını doldurmayı tercih etmektedir. Bu tutum, sadece ahlaki bir çöküş değil, aynı zamanda Gazze’deki soykırımın sürmesine doğrudan katkı sağlayan bir işbirlikçiliktir. Gazze halkı açlıkla ve bombalarla mücadele ederken, Mısır yönetiminin siyonistlerle gerçekleştirdiği bu anlaşma, tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Gazze’deki tablo karşısında, bırakın siyonistlerle anlaşma yapmayı, onların temsil ettiği hiçbir kuruluşla ilişki kalmaması gerekirken, ekonomik iş birliğine devam edilmesi ihanetin resmiyet kazandığını göstermektedir. Sisi rejimi, bu adımıyla kendi halkının ve ümmetin vicdanında bir kez daha mahkûm olmuştur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1955283782077948253">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1955283782077948253</a></p>
<p><strong>HABER/ </strong>Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-aciklamalarla-yetinme-donemi-geride-birakilmali/">HÜDA PAR: Açıklamalarla yetinme dönemi geride bırakılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-aciklamalarla-yetinme-donemi-geride-birakilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR: Çalışan kadınların iş yükü azaltılmalı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-calisan-kadinlarin-is-yuku-azaltilmali/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-calisan-kadinlarin-is-yuku-azaltilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 09:49:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[2B arazisi]]></category>
		<category><![CDATA[ETİ Maden İşletmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3215</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, kadınların çalışma şartları, Gazze’deki soykırım, grev kararlarının yasaklanması, 2B arazileri ve alkol felaketinin yol açtığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.  “Pek çok kadın, erkeğin bile zorlandığı ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyor” Çalışan annelerin hem evde hem de iş hayatında büyük bir sorumluluk üstlendiği belirtilen açıklamada, “Kadınlar, çalışma hayatında eşitlik &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-calisan-kadinlarin-is-yuku-azaltilmali/">HÜDA PAR: Çalışan kadınların iş yükü azaltılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, kadınların çalışma şartları, Gazze’deki soykırım, grev kararlarının yasaklanması, 2B arazileri ve alkol felaketinin yol açtığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p><strong> “Pek çok kadın, erkeğin bile zorlandığı ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyor”</strong></p>
<p>Çalışan annelerin hem evde hem de iş hayatında büyük bir sorumluluk üstlendiği belirtilen açıklamada, “Kadınlar, çalışma hayatında eşitlik ilkesi adı altında, fiziksel olarak oldukça zorlayıcı, yoğun tempolu ve yüksek stresli işlerde çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.  Kadınların iş hayatında varlık göstermesi elbette önemlidir. Ancak pek çok kadın, erkeğin bile zorlandığı ağır işlerde çalışmak zorunda kalmakta; sadece ekonomik sebeplerle değil, sosyal baskılarla da istihdama zorlanmaktadır. Bu durum, kadını hem bedenen hem ruhen tüketmektedir.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Doğum oranlarında yaşanan düşüş gibi tehlikelerle karşı karşıyayız”</strong></p>
<p>Son yıllarda devlet kurumlarında kadınların çalışma şartlarında birtakım iyileştirmeler yapıldığı hatırlatılan açıklamada, “Çalışmaya mecbur kalan veya çalışmayı tercih eden kadınların hâlihazırda birçok önemli problemi bulunmaktadır. Kadınlar hem ağır şartlar altında çalıştırılmakta hem de ucuz işgücü olarak görülüp emekleri sömürülmektedir. Gelinen noktada ise annesinden maddi ve manevi anlamda yeteri kadar beslenemeyen bir nesil, bağları zayıflamış aileler ve doğum oranlarında yaşanan düşüş gibi tehlikelerle karşı karşıyayız.” denildi.</p>
<p><strong>“İstihdam politikaları, kadının fiziksel kapasitesi göz önünde bulundurularak düzenlenmeli”</strong></p>
<p>Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Kadınların çalışma hayatı gerek devlet kurumlarında gerekse özel sektörde annelik ve aile içindeki sorumluluklarını yerine getirmelerini imkânsız kılmayacak ve hayat standartlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde düzenlenmelidir. Kadın istihdam politikaları, sadece “kadını işe yerleştirmek” amacıyla değil; kadını uzun vadede yormayacak, yıpratmayacak bir biçimde kadının fıtratı, fiziksel kapasitesi ve manevi yapısı göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir.”</p>
<p>“<strong>Kapitalist sistemin çalışan kadınların emeğini sömürmesine izin verilmemelidir”</strong></p>
<p>Açıklamada kadınlara pozitif ayrıcalıklar getirilmesi belirtilerek, “Kadının hem annelik görevini sürdürebileceği hem de ekonomik hayata katkıda bulunabileceği esnek, insani şartlarda düzenlenmiş çalışma modelleri geliştirilmelidir. Ayrıca kadınların iş yükünü hafifletmek amacıyla işyerlerinde esnek çalışma saatleri, doğum izni sonrası destekler ve çocuk bakım imkânları<strong> artırılmalıdır.</strong> Kadınlar için çalışma hayatı, dayatılan bir zorunluluk olmak yerine, gönüllü olarak tercih edilen bir seçenek olmalıdır. Kapitalist sistemin, çalışan kadınların ve annelerin emeğini sömürmesine izin verilmemelidir.” denildi.</p>
<p><strong>“Yardımlar işgalci güçler tarafından sistematik şekilde yağmalanıyor”</strong></p>
<p>Gazze’de yaşanan insanî krizin her geçen gün daha da derinleştiği belirtilen gündem değerlendirmesinde, “Açlık, susuzluk ve ilaçsızlık nedeniyle her gün onlarca insan hayatını kaybetmekte; dünya bu dramı izlemekle yetinmektedir.  Uluslararası kamuoyunun tepkilerini bastırmak amacıyla gerçekleştirilen “havadan yardım” gösterileri ise sorunun gerçek boyutunu örtbas etmektedir. Havadan atılan yardımlar, yetersizliğin ötesinde zaman zaman yanlış bölgelere düşmekte veya işgal güçlerinin engelleriyle karşılaşmaktadır. Karadan ulaştırılmaya çalışılan yardımlar ise işgalci güçler tarafından sistematik şekilde yağmalanmakta, ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan el konulmaktadır.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>“Herkes kalıcı çözümler için birlik içinde hareket etmeli”</strong></p>
<p>Mısır ve Ürdün’ün tavrının utanç verici olduğu ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: “Bu tutum, Filistin halkının yaşadığı büyük acıyı görmezden gelmek ve sorumluluktan kaçınmaktır. Bu noktada, halkların harekete geçmesi zaruri hâle gelmiştir. Dünya genelinde vicdan sahibi insanlar ve sivil toplum örgütleri milyonları kapsayan etkili bir halk hareketi başlatmalıdır. Bu hareketin temel hedefleri şu şekilde olmalıdır:</p>
<p>&#8211; Gazze’ye yardımların sürekli ve güvenli bir şekilde karadan ulaştırılması için insani yardım koridorları açılması için <strong>uluslararası </strong>baskı <strong>oluşturulması,</strong></p>
<p>-Siyonist rejime yapılan tüm askeri ve ekonomik yardımların durdurulması ve işgal politikalarının uluslararası hukuk önünde yargılanmasının talep edilmesi,</p>
<p>-Bölgedeki sınır kapılarının <strong>–</strong>özellikle Refah Kapısı&#8217;nın<strong>–</strong> Mısır tarafından sürekli açık tutulmasının sağlanması ve bu konuda halkların hükümetlerine doğrudan baskı yapması,</p>
<p>-Gıda, ilaç ve temel insanî ihtiyaçlar için sürekli sivil konvoylar düzenlenmesi, bu konvoyların hedef bölgelere güvenli bir şekilde ulaşabilmesi için; 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokoller ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde askerî koruma altında sevk edilmesi ve sürecin uluslararası medya desteğiyle şeffaf biçimde izlenmesinin sağlanması,</p>
<p>-Gazze halkı için kalıcı bir ateşkes ve onurlu bir hayat hakkı talep eden küresel kampanyalar başlatılması.</p>
<p>Bu mücadele, yalnızca Filistinliler için değil, insanlık onuru için verilen bir mücadeledir. Her fert, her kurum ve her halk, bu insanlık dramına karşı durmalı, gerçek ve kalıcı çözümler için birlik içinde hareket etmelidir.”</p>
<p><strong>“Grev yasağı, hak arayışlarının hukuksuz bir biçimde bastırılmasına zemin hazırlamakta”</strong></p>
<p>ETİ Maden İşletmeleri’nde alınan grev kararının Cumhurbaşkanlığı tarafından “millî güvenliği bozucu nitelikte olduğu” gerekçesiyle yasaklandığı hatırlatılan açıklamada, bu durumun kamuoyunda haklı olarak tepkilere neden olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Grev hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu hakkın idari tasarruflarla ertelenmesi, fiilen engellenmesi ya da etkisizleştirilmesi, hukuk devleti ve sosyal devlet ilkelerinin açık bir ihlalidir. Toplu sözleşme hakkı, grev hakkından ayrı düşünülemez. Grev hakkı olmaksızın yürütülen bir sözleşme süreci, işçiyi sadece işverenin dayatmalarına mahkûm etmek anlamına gelir. Grev yasağının “millî güvenlik” gibi geniş ve yoruma açık bir kavramla gerekçelendirilmesi, benzer hak arayışlarının da hukuksuz bir biçimde bastırılmasına zemin hazırlamaktadır.” denildi.</p>
<p><strong>“Toplumsal adaleti zedeleyen bu tür yasaklama kararları gözden geçirilmeli”</strong></p>
<p>Emeğin hakkının savunulması gerektiği ifade edilen açıklamada, “HÜDA PAR olarak bizler, sosyal barışın ancak adil bir gelir dağılımı, işçinin emeğine saygı ve taraflar arasında diyalogla mümkün olabileceğine inanıyoruz. Bu minvalde, işçilerin hak mücadelesinin önünü kesen ve toplumsal adaleti zedeleyen bu tür yasaklama kararlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.” diye belirtildi.</p>
<p><strong>“2B arazileri konusunda ranta ve suistimale mahal verilmemeleridir”</strong></p>
<p>Orman Kanunu’nda orman vasfını kaybetmiş arazilerin “2B arazisi” kapsamına alındığı hatırlatılan açıklamada, “HÜDA PAR olarak, yıllardır kamuoyunun gündeminde olan 2B arazilerine ilişkin yaklaşımımız; sosyal adaletin sağlanması, emeğin<strong> ve mülkiyet hakkının korunması </strong>esasına dayanmaktadır. Bu tür arazilerin, uzun yıllardır üzerinde yaşayan, yapı inşa eden ve geçimini bu alanlardan sağlayan vatandaşlara öncelikli olarak satılması, yasal bir imkândır. Ancak bu satışların yüksek bedellerle değil, hak sahiplerini gözeten makul şartlarla gerçekleştirilmesi gerekir.  Ayrıca hak sahiplerinin bu hakkı noter huzurunda muvafakatname ile devredebilmesi imkânı da tanınmalıdır. Devlet, bu toprakları rant amacıyla değil, üretim ve barınma için tahsis etmeli; mülkiyet sorunlarını adil ve kalıcı şekilde çözmelidir. 2B konusu; hakkaniyetli, toplumsal huzuru önceleyen bir yaklaşımla ele alınmalı; ranta ve suistimale mahal verilmemeleridir.” denildi.</p>
<p><strong>“Alkol, bütün kötülüklerin anasıdır”</strong></p>
<p><strong>“</strong>Alkol, toplumu, gençliği ve geleceğimizi ifsada sürükleyen büyük bir felakettir.” diye belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Trafik kazalarından istismara, suça sürüklenmeden şiddet olaylarına kadar birçok olumsuzluğun temelinde alkol kullanımı yer almaktadır. Alkol, bütün kötülüklerin anasıdır.  Bugün bazı belediyelerin kamu kaynaklarını kullanarak “festival” adı altında alkollü etkinliklere alan açması, özellikle gençliğimizi büyük bir felakete sürüklemektedir. Alkol kullanımı, zamanla bağımlılığa dönüşmekte; ardından uyuşturucu madde kullanımına zemin hazırlamakta ve ne yazık ki bu süreç ölümlerle sonuçlanmaktadır. <strong>Toplumsal sağlığı ve gençliğimizi tehdit eden bu tür uygulamalara karşı kamu otoritelerinin daha duyarlı ve sorumlu davranması şarttır.” </strong></p>
<p><strong>“Belediyeye ait restoranlarda alkollü içecek satışının yapılması kabul edilemez”</strong></p>
<p>Bazı işletmeler tarafından ödeme noktalarında alkolü sergilenmesinin reklam ve teşvik olarak değerlendirilen açıklamada,  “Dünyanın birçok ülkesinde alkolle ilgili ciddi sınırlamalar bulunmaktadır. Bazı ülkelerde alkol satışı tamamen yasaklanmışken; bazı ülkelerde alkolün reklamı ve promosyonuna kesin olarak izin verilmemektedir. Diğer bazı ülkelerde ise satış yalnızca lisanslı işletmeler aracılığıyla ve devlet kontrolünde yapılmaktadır. Ülkemizde ise yeterli denetim olmaksızın alkol satışı yapılması ve bazı belediyelerin alkollü etkinliklere alan açması, hatta belediyeye ait restoranlarda alkollü içecek satışının yapılması kabul edilemez. Yetkililer, bir an önce bu felaketin önüne geçmelidir.” diye belirtildi.</p>
<p><strong>“Aklıselim sahibi bir nesil ile medeniyetimizi ihya edip yükselebiliriz”</strong></p>
<p>Halkın can, mal, akıl, din ve nesil emniyetinin güvence altına alınması gerektiği belirtilen açıklamada, “Bu beş değeri güvence altına almadan toplumda ne huzur sağlanabilir ne de güven tesisi mümkün olur. Unutulmamalıdır ki alkol zehri, bu beş temel değere de zarar vermektedir. Alkollü bir nesil değil; aklıselim sahibi bir nesil ile medeniyetimizi ihya edip yükselebiliriz.” denildi.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1953518908272783703">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1953518908272783703</a></p>
<p><strong>HABER/ </strong>Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-calisan-kadinlarin-is-yuku-azaltilmali/">HÜDA PAR: Çalışan kadınların iş yükü azaltılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-calisan-kadinlarin-is-yuku-azaltilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu komisyonda konuştu: Temel haklar ve hürriyetler herhangi bir şarta bağlanmamalı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-komisyonda-konustu-temel-haklar-ve-hurriyetler-herhangi-bir-sarta-baglanmamali/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-komisyonda-konustu-temel-haklar-ve-hurriyetler-herhangi-bir-sarta-baglanmamali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 11:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3194</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda Meclis’te kurulan komisyonun ilk toplantısında konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Temel haklar ve hürriyetlerle ilgili atılması gereken adımların da herhangi bir şarta bağlanmaması gerekir. Bir şey hak ise şartsız verilir, adaletin gereği budur.” ifadelerini kullandı.  “Fitne tohumu ekmeye çalışanlar Türk’e de Kürt’e de Arap’a da düşmanlık yapıyor” Komisyonun kapsamlı &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-komisyonda-konustu-temel-haklar-ve-hurriyetler-herhangi-bir-sarta-baglanmamali/">HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu komisyonda konuştu: Temel haklar ve hürriyetler herhangi bir şarta bağlanmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda Meclis’te kurulan komisyonun ilk toplantısında konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Temel haklar ve hürriyetlerle ilgili atılması gereken adımların da herhangi bir şarta bağlanmaması gerekir. Bir şey hak ise şartsız verilir, adaletin gereği budur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong> “Fitne tohumu ekmeye çalışanlar Türk’e de Kürt’e de Arap’a da düşmanlık yapıyor”</strong></p>
<p>Komisyonun kapsamlı ve kuşatıcı bir yapı olarak kurulmasının değerli olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, “Bu mesele partiler üstü bir meseledir, başka meselelerle bağlayıp süreci tıkamak veya akamete uğratmak ağır bir vebaldir. Mesele büyüktür, derindir, çok boyutludur ama çözümü mümkündür; aynı zamanda, ertelenmemesi gereken acil bir zorunluluktur. Çözüm için ise iki şey gerekir: Sağlam bir irade ve samimi bir çaba. Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e yahut Arap’a düşman etmeye çalışanlar, sıfatı, ismi, kavmî ne olursa olsun araya düşmanlık ve fitne tohumu ekmeye çalışanlar Türk’e de Kürt’e de Arap’a da düşmanlık yapıyor, kötülük ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Her bir sorunun çözümü inşallah diğerlerinin çözümünü de kolaylaştıracaktır”</strong></p>
<p>Her ne şekilde olursa olsun kan akmasının durmasının değerli olduğunu belirten Yapıcıoğlu, çatışmalardan her kesimin zarar gördüğünü ve şiddeti sona erdirme çabalarını desteklediklerini ifade etti. Yapıcıoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu Komisyonun kurulmuş olması da önemlidir ve şiddetin tamamen devre dışı kalması konusunda ciddi bir işlev görme şansı vardır. 28’inci Dönem Parlamentosunun temsil kabiliyeti ve bu Komisyonda bir iki istisna dışında Parlamentoda temsil edilen bütün partilerin görev almış olması bu şansı büyütmektedir. Elbette sorunlarımız çoktur ve çeşitlidir. Sayın Başkanımın da konuşmasında belirttiği gibi bu Komisyon bütün sorunlarımızı çözmek için kurulmadı fakat mevcut sorunlarla ilgili bazı talep ve temennilerin, öneri ve şikâyetlerin dile getirileceği de beklenmektedir. Elbette her sorunumuzu konuşabiliriz ancak konuların iç içe geçmesi zaten karmaşık ve çok boyutlu olan meseleyi çözmeyi daha da zorlaştıracaktır. “Ya bütün sorunlarımızı toptan çözeceğiz ya da hiçbirini.” demek sorunlu bir yaklaşım olur; sorunları iyi analiz edip parçalar hâlinde çözmek için çabalamak aklın gereğidir. Sorunlarımızı konuşabiliriz ancak birinin çözümünü diğerinin ön şartı olarak görmeyelim, her bir sorunun çözümü inşallah diğerlerinin çözümünü de kolaylaştıracaktır.”</p>
<p><strong>“Önceki süreçlerde yapılan yanlışlardan dersler çıkarıldığını temenni ediyoruz”</strong></p>
<p>“Kürt meselesine bir çözüm bulmak gerekliliği konusunda tereddüt yoktur.” diyen Yapıcıoğlu,  ““Birlik olma” “kardeş olma” “iç cepheyi tahkim etme” veya benzeri ifadelerle mecburiyetler ifade edilmektedir; aslında, hepsi aynı şeydir. Meselemizi sulh yoluyla adalet temelinde halletmek mecburiyetindeyiz. Zira meselenin çözümsüz kalmasının sonucu emperyalist müdahalelere açık hâle gelmiş huzursuz bir coğrafya, heba olan nesiller ve ekonomik çöküntüdür. Silahın devrinin bittiği, çatışmalı süreçten herkesin zarar gördüğü ve sorunlarımızın siyaset kurumu tarafından tartışılarak diyalogla çözülmesi gerektiği konusunda fikir birliği sorunun çözümü konusunda büyük bir fırsatı önümüze koymuştur; bu fırsat heba edilmemelidir. Daha önce de meseleye çözüm bulmak adına bazı girişimler oldu ama maalesef istenen çözüme ulaşmak mümkün olmadı, çözüm geciktikçe sorun dallanıp budaklandı. Önceki süreçlerde yapılan yanlışlardan dersler çıkarıldığını temenni ediyoruz, bu konuda hatalardan ders çıkarıldığı yönünde açıklamaların olması sevindiricidir ancak çok dikkatli olmakta fayda vardır. Önceki süreçte akamete uğratan nedenler çoktur. En başta geleni de şiddet sorunu ile Kürt kardeşlerimizin hak taleplerinin birbirine karıştırılması ve birinin diğeri için şart olarak ileri sürülmesiydi. İki meseleyi karıştırmak yeniden başarısızlık ve hayal kırıklığı getirir; bu topluma, milletimize bunu yapmaya hakkımız yoktur.” dedi.</p>
<p><strong>“Temel haklarının pazarlık konusu yapılmayacağına dair sözleri memnuniyetle karşıladık”</strong></p>
<p>Silahların şartsız bırakıldığının açıklanmış olmasının önemli olduğuna vurgu yapan Yapıcıoğlu,  “Bunun yanında temel haklar ve hürriyetlerle ilgili atılması gereken adımların da herhangi bir şarta bağlanmaması gerekir. Bir şey hak ise şartsız verilir, adaletin gereği budur. Sulh ve kardeşliğin zemini de böyle sağlanır ve bu şekilde sağlamlaşır. İktidar partisi grubu adına ilk sözü alan Sayın Abdülhamit Gül’ün vatandaşların temel haklarının asla pazarlık konusu yapılmayacağına dair sözlerini bu anlamda memnuniyetle karşıladığımızı da ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Bizi kardeş kılan ortak inancımız olduğu hususu yeterince dile getirilmiyor”</strong></p>
<p>Bin yıllık kardeşliği zedeleyen hataların kabul edilmesi ve tekrarlanmamasının önemli olduğunun altını çizen HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Bu hataların kabul edilmesi ve tekrarlanmayacağının umudunu da güçlendirmektedir. Bin yıllık kardeşliğin zemini sağlamdır. Herkes bin yıllık kardeşlikten bahsediyor fakat bizi kardeş kılan ortak inancımız olduğu konusunda yeterince bu hususun dile getirilmediğini üzülerek gözlemliyoruz. Ortak kaderi paylaşmamız, ortak vatanda birlikte yaşamamız bu kardeşlik zemininde mümkün olmuştur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Önemli olan tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmektir”</strong></p>
<p>Komisyonun çalışma usulleri ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, “Usul esasa takaddüm eder ancak işin esasını da usule kurban etmemek gerekir. Önemli olan bu komisyonun en yakıcı, en ciddi sorunlarımızdan birini çözme yolundaki samimi çabalara olabildiğince ciddi katkı sunmak ve tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmektir. Gelecek nesillerimize huzur içinde birlikte yaşayacakları bir vatan ve bu ortak vatan üzerinde kardeşçe yaşayacakları bir zemin bırakmak. Bu yönde bu komisyonun çalışmalarının başarıya ulaşmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.” diyerek konuşmasını noktaladı.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1952753652977865168">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1952753652977865168</a></p>
<p><strong>HABER/ </strong>Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-komisyonda-konustu-temel-haklar-ve-hurriyetler-herhangi-bir-sarta-baglanmamali/">HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu komisyonda konuştu: Temel haklar ve hürriyetler herhangi bir şarta bağlanmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-komisyonda-konustu-temel-haklar-ve-hurriyetler-herhangi-bir-sarta-baglanmamali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kardeşlik için herkes adım atmalı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-kardeslik-icin-herkes-adim-atmali/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-kardeslik-icin-herkes-adim-atmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 11:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeşlik Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3091</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kardeşlik için herkes adım atmalı HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Terörsüz Türkiye” komisyonunun ilk toplantısı öncesinde Rûdaw TV’ye açıklamalarda bulundu. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Meclis’te kurulan “Terörsüz Türkiye” komisyonunun ilk toplantısından önce Rûdaw TV’nin süreçle ilgili sorularını yanıtladı. Yapıcıoğlu, komisyonun evlatlarını kaybeden ailelerin hassasiyetini gözetmesi gerektiğini belirtti. &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-kardeslik-icin-herkes-adim-atmali/">HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kardeşlik için herkes adım atmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kardeşlik için herkes adım atmalı</strong></p>
<p><strong>HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Terörsüz Türkiye” komisyonunun ilk toplantısı öncesinde Rûdaw TV’ye açıklamalarda bulundu.</strong></p>
<p>HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Meclis’te kurulan “Terörsüz Türkiye” komisyonunun ilk toplantısından önce Rûdaw TV’nin süreçle ilgili sorularını yanıtladı. Yapıcıoğlu, komisyonun evlatlarını kaybeden ailelerin hassasiyetini gözetmesi gerektiğini belirtti. Yapıcıoğlu, ayrıca Suriye’deki durumun sürece etkisini de değerlendirdi.</p>
<p><strong>Komisyonun ismi “Kardeşlik Komisyonu” olsun önerisi</strong></p>
<p>“Komisyon için isim öneriniz var mı?” sorusuna yanıt veren Yapıcıoğlu, “Biz diyoruz ki mümkündür ki bu komisyonun ismi “Kardeşliğin Yeniden Tesisi” veya “Kardeşlik Hukukunun İnşası” ya da “Kardeşlik Komisyonu” gibi kısa bir isim olabilir. Biz dinleyeceğiz, kendi önerilerimizi de söyleyeceğiz. Bazı komisyon üyelerinin, bazı tarafların rahatsız olacağı şeylerden mümkün olduğunca kaçınması daha iyi olacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Silahların susturulması herkesin yararınadır”</strong></p>
<p>DEM Parti ile ilgili soru üzerine bir görüşmeleri olmadığını belirten Yapıcıoğlu, siyasi partiler arasındaki diyalog kapılanlarının açık olması gerektiğini belirtti. Yapıcıoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu mesele sadece bir partinin, ya da bir tarafın meselesi değil. 86 milyonun meselesidir. Türkiye’de yaşayan ne kadar halk varsa Türk, Kürt ve diğerleri bu silahlardan zarar görmüştür. Barışın inşası, silahların susturulması herkesin yararınadır. Bundan dolayı diyoruz ki tüm siyasi tarafların, tüm siyasi partilerin arasında diyalog olması lazım. Bu meselenin çözümü nedir noktasında tüm taraflar arasında görüş alışverişi olmalı. Bazı partiler bazı partilere kapılarını açmıyor. Eğer kapılar açılırsa -ben inanıyorum ki bir gün bu kapılar da açılacak- alışverişler de olacak. İnşallah biz inanıyoruz ki bu barışa, hayra vesile olacak.</p>
<p><strong>“Silah kullanmamış olan kişiler hakkında dava açılmamalı”</strong></p>
<p>Silah bırakan örgüt üyeleri için yeni yasaların çıkartılması veya mevcut yasalarda değişiklik yapılması gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Elbette önerilerimiz var. Bu süreç başlamadan 4 yıl önce bizim bu şekilde bir hazırlığımız vardı. İnsan hakları için silah ve silahlı mücadele doğru yol, yöntemler değildir. İsteklerin bu şekilde talep edilmesi çözüm için değil çözüm için bir engeldir. Bunu bugüne kadar birçok kez dile getirdik. PKK’nın elindeki silahlar ve PKK’nın kullandığı yol ve yöntemler Kürt meselesinin çözümünün önünde en büyük engeldir. Biz ümit ediyoruz ki bu engel bugün ortadan kalkmış olsun. Ortadan kalkması için de PKK’nın feshinin tamamlanması gerekiyor. Elbette bazı yasaların çıkması gerekiyor. Biz de diyoruz ki bugüne kadar silah kullanmamış olan kişiler için sadece örgüte üye olan kişiler için o yapı tamamen kendini feshettiğinde ya da tamamıyla silah bıraktığında onların hakkında hiçbir dava açılmamalı, soruşturma açılmamalı ve cezalandırılmamalıdırlar.” dedi.</p>
<p><strong>“Kardeşliğimizin tekrar tesis edilmesini istiyorsak herkesin bir adım atması gerekir”</strong></p>
<p>Silah kullananlar hakkında da bazı değişikliklerin yapılması gerektiğine değinen Yapıcıoğlu, “Bu işi artık bırakmış olan kişiler yasada onlar için istenen cezalarda indirime gidilmesi lazım. Kanunlarda değişiklik yapılmalı. Sadece silah bırakanlar değil cezaevlerinde olanlar için de yasa çıkarılmalı. Mesela birileri daha önce yakalanmış ve bunlara müebbet ceza verilmiş. Türkiye’deki yasalara göre bu kişiler 30 yıldan fazla cezaevinde kalıyorlar. Biz diyoruz ki örgüt kendini tamamen feshettiğinde ya da o örgüt tamamıyla silah bıraktığında ve üzerinden belli bir müddet geçtikten sonra ve artık bunların ciddi şekilde silah bıraktıkları artık silaha el atmayacakları anlaşıldığında daha önce cezaevine girmiş kişilerin de cezalarının bir kısmının kaldırılması gerekir. Bu komisyonda tartışılabilir. Elbette komisyon, karar yeri değil. Komisyon bu önerilerini kamuoyuyla ve Meclis ile paylaşacak. Daha sonra bu karar Meclis’ten çıkacak. Eğer yeni bir sayfa açmak istiyorsak kardeşliğimizin tekrar tesis edilmesini istiyorsak herkesin bir adım atması gerekir.”</p>
<p><strong>“Evlatları katledilen kişilerin hassasiyetleri göz ardı edilmemeli”</strong></p>
<p>“Çözüm için ciddi ve samimi bir tartışma olmalı.” diyen Yapıcıoğlu, “Fakat evlatları, akrabaları katledilen kişilerin de hassasiyetleri göz ardı edilmemeli ve ona göre çalışılmalı. Bu milletin, bu memleketin selameti için herkesi “Bu tam gönlüme göre değil ama bunu kabul edebilirim” noktasında buluşturmamız lazım.” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Komisyon üyelerinin İmralı’ya gitmesi halinde siz de gidecek misiniz?” sorusuna “Bizim bu şekilde bir talebimiz yok.” yanıtını veren Yapıcıoğlu,  “Ama eğer gerekiyorsa komisyondaki bazı kişiler silah bırakan kişilerin ya da örgüt üyelerinin taleplerini öğrenmek için PKK lideri ile görüşüp onu dinleyebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>“Suriye’deki yeni yönetim Kürtleri tanımalı ve haklarını vermelidir”</strong></p>
<p>Suriye’de PYD ile Suriye hükümeti arasında devam eden müzakerelerin “Terörsüz Türkiye” sürecine etkisini de değerlendiren Yapıcıoğlu, “Bu sürecin başlaması doğrudan doğruya Suriye’nin durumuyla ilgilidir. Fakat benim bazı endişelerim var. PKK’nın Suriye’deki kolları her ne kadar isimleri farklı da olsa ben de biliyorum siz de biliyorsunuz ki PKK’nın Suriye’de çok ağırlığı var. Başta Suriye’deki Kürtlere de haksızlıklar yaptılar. Fakat Türkiye de ‘Kürt düşmanlığı’ şeklinde anlaşılacak hareketlerden uzak durmalı. Suriye Kürtleri de hangi parti içinde olursa olsun şunu anlamaları lazım: Kürtlerin ve diğer milletlerin arasındaki barış herkesin faydasınadır. Ama eğer baskıyla ya da israilin bazı yönlendirmeleriyle oradaki Kürtler hareket ederlerse hem Kürtler zarar görür hem de memleketteki diğer halklar zarar görür. Benim korkum odur ki Türkiye’deki kardeşlik süreci de bundan zarar görür. Ama ben ümit ediyorum ki aklıselim galip gelecek Türkiye’de başlayan bu süreç Suriye’deki Kürtlere, Irak bölgesindeki Kürtler için de iyi olacak. İnşallah PKK’nın silah bırakması ve kardeşlik süreci başarılı olacak. Suriye Kürtleri de daha çok haklara ulaşacaklar. Fakat Suriye’deki yeni yönetim Esed yönetimi gibi davranmamalı. Kürtleri tanımalılar, haklarını vermeliler. Suriye’deki tüm halklar birlikte, eşitçe ve onurlu bir yaşam sürmeliler. Bu şekilde barış ve selamet tüm bölgeye yayılır inşallah.” şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1952665092677382420">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1952665092677382420</a></p>
<p><strong>HABER/ </strong>Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-kardeslik-icin-herkes-adim-atmali/">HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kardeşlik için herkes adım atmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-genel-baskani-yapicioglu-kardeslik-icin-herkes-adim-atmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR’dan “Son Kale Aile” Paneli: Aile hakemliği yargı sistemine kazandırılmalı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-son-kale-aile-paneli-aile-hakemligi-yargi-sistemine-kazandirilmali/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-son-kale-aile-paneli-aile-hakemligi-yargi-sistemine-kazandirilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 12:56:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Kadın ve Aile Başkanı Aynur Sülün]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Kadın ve Aile başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Son Kale Aile]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3063</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR Kadın ve Aile Başkanlığı tarafından Kayseri’de “Son Kale Aile” Paneli düzenlendi. HÜDA PAR Kadın ve Aile Başkanı Aynur Sülün, “İnancımızı temel almadığımız ve Batı’ya ait ne varsa, kurtulmadığımız sürece felaha kavuşmamız mümkün görünmüyor.” dedi. HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ise “Aile hakemliğinin en kısa zamanda yargı sistemimize kazandırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Bizi &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-son-kale-aile-paneli-aile-hakemligi-yargi-sistemine-kazandirilmali/">HÜDA PAR’dan “Son Kale Aile” Paneli: Aile hakemliği yargı sistemine kazandırılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HÜDA PAR Kadın ve Aile Başkanlığı tarafından Kayseri’de “Son Kale Aile” Paneli düzenlendi. HÜDA PAR Kadın ve Aile Başkanı Aynur Sülün, “İnancımızı temel almadığımız ve Batı’ya ait ne varsa, kurtulmadığımız sürece felaha kavuşmamız mümkün görünmüyor.” dedi. HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ise “Aile hakemliğinin en kısa zamanda yargı sistemimize kazandırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bizi biz yapan son kalemiz kaldı”</strong></p>
<p>Açılış konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başlayan Sülün, “Malumunuz olduğu üzere aile kurumuna yönelik saldırılar gün geçtikçe hız kazanmakta ve aile yapımız önemli ölçüde etkilenmektedir. Bizler de HÜDA PAR Kadın ve Aile başkanlığı olarak 2025 yılını, aile kurumuna dair çıkmazlar ve çözüm yollarını konuşmak üzere bir dizi panellerle geçirmeyi hedefledik.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aliya İzzet Begoviç’in ‘Batı hayatımızın tüm karelerine egemen oldu. Henüz yeterince nüfuz etmediği bir tek aile yapımız kaldı’ sözlerini hatırlatan Sülün, “Yani bizi biz yapan son kalemiz kaldı. Merhumun bu sözü söylemesinin üzerinden on yıllar geçti. Ne acıdır ki geldiğimiz süreçte geriye kalan son kalemiz de artık işgal altında. Ve bu işgalle karşı kurtuluş savaşı misali kararlı bir mücadele başlatmadığımız müddetçe tamiri belki de imkânsız bir süreçle karşı karşıya kalacağız.” dedi.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-3065 aligncenter" src="https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.35-300x225.jpeg" alt="" width="663" height="497" srcset="https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.35-300x225.jpeg 300w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.35-1024x769.jpeg 1024w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.35-768x577.jpeg 768w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.35-1536x1153.jpeg 1536w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.35-2048x1538.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 663px) 100vw, 663px" /></p>
<p><strong>“Maddi birtakım tedbirlerle bu mesele çözülecek sanılıyor”</strong></p>
<p>İthal yasaların ve uluslararası sözleşmelerin yaşattığı sorunların aileyi tahrip ettiğine değinen Sülün, “ Bu sözleşmelere paralel olarak çıkartılan kanunlar, izlenen feminist odaklı politikalar, medyada yedi yirmi dört aileyi bir arada tutacak olan değerlerin, ahlakın, inancın, merhametin, sadakatin kurşuna dizilmesi şeklinde devam ediyor. Tüm bu işgallerin acı sonuçları sorgulanırken asıl sebepleri görmezden geliniyor. Maddi birtakım tedbirlerle bu mesele çözülecek sanılıyor. Çözseydi Kuzey Kore çözerdi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İnancımızı temel almadığımız sürece felaha kavuşmamız mümkün görünmüyor”</strong></p>
<p>“Kadına yönelik pozitif ayrımcılık ve kadını koruma hedefiyle üretilen politikaların birçoğu ne kadını koruyor, ne de aileyi” diyen Sülün, konuşmasına şöyle devam etti: “Daha fazla sorun, daha fazla şiddet, daha fazla boşanma, daha az evlilik, gün geçtikçe düşen nüfus… Sorunların çözümü yine Batılı kavramlarda aranıyor. Eşlerin arasında sulhu sağlayacak bir mekanizma dahi hayata geçirilemiyor. Bizler bu kısır döngüye mecbur değiliz. İnancımızı temel almadığımız ve Batı’ya ait ne varsa, kurtulmadığımız sürece felaha kavuşmamız mümkün görünmüyor. Hep beraber, hep birlikte gücümüz yettiği oranda bir yandan ifsatla mücadeleyi, diğer yandan imara, ihyaya dair yapılacakları ortaya koymak, gerçekleştirilmesi için de gereken adımları atmak durumundayız.”</p>
<p><strong>Önlem alınmazsa bu yangın çok daha büyük felaketlere sebep olur!</strong></p>
<p>HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ise panelde selamlama konuşması gerçekleştirdi. Panelin önemine değinen Demir, ailenin içinde bulunduğu orman yangınlarına benzeterek önlem alınmaması durumunda bu yangının çok daha büyük felaketlere sebep olacağını ifade etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3064 aligncenter" src="https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.12-300x225.jpeg" alt="" width="638" height="478" srcset="https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.12-300x225.jpeg 300w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.12-1024x769.jpeg 1024w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.12-768x577.jpeg 768w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.12-1536x1153.jpeg 1536w, https://www.gucluankaragazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-08-03-at-00.06.12-2048x1538.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 638px) 100vw, 638px" /></p>
<p><strong>“Her geçen gün bütün bu aidiyetlerimizden uzaklaşıyoruz”</strong></p>
<p>Aile değerlerinde yaşanan tahribatın uzun süre telafisinin yapılamayacağı uyarasında bulunan Demir, şöyle devam etti: “Artık bütün aidiyetlerimizi teker teker alıyorlar. Her bir şeyi aldıklarında biz sessiz kalıp rıza gösterdiğimizde sıra bir sonrakine geliyor. Hepimizin bir coğrafyası, bir aidiyeti, bir ailesi var. Ama dikkat ederseniz her geçen gün bütün bu aidiyetlerimizden uzaklaşıyoruz. Adımız Müslüman ama Müslümanlığa dair isimden başka bizi Müslüman yapan bütün değerler bizden alınıyor.”</p>
<p><strong>“Artık nesil aidiyeti dahi çok ciddi bir tehdit altındadır”</strong></p>
<p>Ailede sadakatin önemine vurgu yapan Demir, evlilik dışı ilişkilerin meşrulaştırılmak istendiğini belirtti. Demir, icra makamlarının aileyi korumak yerine aileyi dağıtacak uygulamalara imza attıklarını ifade ederek, “Geldiğimiz nokta itibarıyla şimdi insan belki ağzına da almak istemez. Bu şeyleri düşünmek bile istemez ama artık nesil aidiyeti dahi çok ciddi bir tehdit altındadır. Nesillerin karışması, kimin hangi aileden, hangi nesilden, hangi aşiretten, hangi memleketten olduğunun dahi anlaşılmaması gibi ciddi bir tehdit ile karşı karşıyayız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Çünkü aileyi koruyacak mevzuatların önüne geçmeye çalışan güçlü lobiler var”</strong></p>
<p>Aileye ve değerlerimize yapılan saldırılara karşı seferberlik ilan ettiklerini belirten Demir, “Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da bu yılı “aile yılı” olarak ilan etti. Ama geliştirilmesi gereken politikalar henüz gelmedi. Aileyi koruyacak bir adım da henüz atılmış değil maalesef. Çünkü aileyi koruyacak olan mevzuatın, sistemin getirilmesi noktasında çok şiddetli bir ihtiyaç olmasına rağmen bunların önüne geçmeye çalışan güçlü lobiler var.” dedi.</p>
<p><strong>“Baskılara aldırış etmeden aile kurumumuz ayakta tutacak önlemleri bir an önce almamız lazım”</strong></p>
<p>Oy hesabı yapan bir iktidarın bu adımları atmasının mümkün olmadığını ifade eden Demir, konuşmasına şöyle devam etti: “Hiçbir çıkar ve makam derdine girmeden, hiçbir feminist yapının baskılarına, Batı’dan yapılacak baskılara aldırış etmeden aile kurumumuz ayakta tutacak, bunları muhafaza edecek önlemleri bir an önce almamız lazım.”</p>
<p><strong>“Aile hakemliğinin en kısa zamanda yargı sistemimize kazandırılması gerekiyor”</strong></p>
<p>Aile arabuluculuğu ve aile hakemliğinin iyi bir alternatif sunduğunu belirten Demir, “Bu nedenle de aile arabuluculuğu sistemine şiddetle karşı çıkılıyorlar. Aile birliğini ve bütünlüğünü koruyacak bir mekanizmayla aile hakemliğinin en kısa zamanda yargı sistemimize kazandırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1952309234302931034">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1952309234302931034</a></p>
<p><strong>HABER/</strong> Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-son-kale-aile-paneli-aile-hakemligi-yargi-sistemine-kazandirilmali/">HÜDA PAR’dan “Son Kale Aile” Paneli: Aile hakemliği yargı sistemine kazandırılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-pardan-son-kale-aile-paneli-aile-hakemligi-yargi-sistemine-kazandirilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜDA PAR Milletvekili Demir elektrik dağıtım şirketlerinin keyfi uygulamalarını Meclis’e taşıdı</title>
		<link>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-milletvekili-demir-elektrik-dagitim-sirketlerinin-keyfi-uygulamalarini-meclise-tasidi/</link>
					<comments>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-milletvekili-demir-elektrik-dagitim-sirketlerinin-keyfi-uygulamalarini-meclise-tasidi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[abiyison]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 11:40:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik dağıtım şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR]]></category>
		<category><![CDATA[HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gucluankaragazetesi.com/?p=3054</guid>

					<description><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında elektrik dağıtım şirketlerinin keyfi uygulamalarına tepki gösterdi. Demir, “Elektrik dağıtım şirketleri vatandaşın sırtında bir yük olmaktan çıkarılmalı, bu şirketlerin özelleştirilmesi yeniden gözden geçirilmeli.” dedi. “Keyfi uygulamalar artarak devam etmekte ve görünüşe göre daha uzun süre devam edecektir” Yaz aylarının mevsim normallerinin &#8230;</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-milletvekili-demir-elektrik-dagitim-sirketlerinin-keyfi-uygulamalarini-meclise-tasidi/">HÜDA PAR Milletvekili Demir elektrik dağıtım şirketlerinin keyfi uygulamalarını Meclis’e taşıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında elektrik dağıtım şirketlerinin keyfi uygulamalarına tepki gösterdi. Demir, “Elektrik dağıtım şirketleri vatandaşın sırtında bir yük olmaktan çıkarılmalı, bu şirketlerin özelleştirilmesi yeniden gözden geçirilmeli.” dedi.</p>
<p><strong>“Keyfi uygulamalar artarak devam etmekte ve görünüşe göre daha uzun süre devam edecektir”</strong></p>
<p>Yaz aylarının mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık seviyesinde seyrettiğini belirten Demir, özellikle Güneydoğu illerinde hayatın olumuz etkilendiğini ifade etti. Demir, “Bu sıcaklıklar yalnızca hayatı zorlaştırmakla kalmamakta, aynı zamanda yangın gibi afetlere de zemin hazırlamaktadır. Bu zorlu süreçte, bir de elektrik dağıtım şirketlerinin vatandaşlarımıza yaşattığı ciddi mağduriyetler eklenmektedir. Elektrik dağıtım şirketlerinin keyfi uygulamaları yıllardır hem Meclis kürsüsünde hem kamuoyunda hem de ilgili bakanlıklarla yapılan görüşmelerde dile getirilmektedir. Ancak bugüne kadar bu sorunların çözümü yönünde somut bir adım atılmamıştır. Aksine bu keyfi uygulamalar artarak devam etmekte ve görünüşe göre daha uzun süre devam edecektir.” dedi.</p>
<p><strong>“Elektrik kesintileri günün neredeyse yarısını kapsamaktadır”</strong></p>
<p>Tarımsal sulamada elektrik kullanan çiftçilerin yaşadığı sorunları da paylaşan Demir, “Özellikle sulu tarım yapılan illerimizde, yani Mardin, Şanlıurfa, Şırnak, Diyarbakır ve Batman gibi bölgelerde, çiftçiler büyük bir mağduriyet yaşamaktadır. Ziraat odaları, il başkanlarımız ve çiftçilerle yaptığımız görüşmeler neticesinde sorunların ne kadar ciddi boyutta olduğu bir kez daha görülmüştür. Borç gerekçesiyle uygulanan elektrik kesintileri günün neredeyse yarısını kapsamaktadır. Günlük 8 ila 12 saat arasında değişen kesintiler nedeniyle sulama yapılamamakta, ürünler kuruyarak tarımsal üretim durma noktasına gelmektedir. Bu durum yalnızca bölge çiftçisini değil, tüm ülkenin gıda arz güvenliğini tehdit etmektedir. Türkiye&#8217;nin en verimli tarım arazilerinde yaşanan bu üretim kaybı, kısa vadede piyasaya, uzun vadede ise ülkenin tarım politikasına zarar verecektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Borcu olmayan vatandaşlar da bu kesintiden etkileniyor”</strong></p>
<p>Vatandaşlara kesilen ceza tutarlarının astronomik olduğuna dikkat çeken Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kaçak elektrik kullanımı gerekçesiyle uygulanan bu cezaların miktarı kimi zaman 10 bin liradan başlayıp 100 bin lirayı aşmaktadır. Zaten ekonomik kriz ve enflasyon baskısı altında ezilen halkımızın bu cezaları ödeme imkânı bulunmamaktadır. Üstelik bu cezalar bireysel değil, adeta toplumsal bir cezalandırmaya dönüşmüştür. Elektrik borcu gerekçesiyle tüm bir köyün elektriği kesilmekte, borcu olmayan vatandaşlar da bu kesintiden etkilenmektedir.”</p>
<p><strong>“Risklere rağmen dağıtım şirketleri gerekli tedbirleri almamakta ve hiçbir yatırım yapmamaktadır”</strong></p>
<p>Elektrik dağıtım şirketlerinin yatırım yapmadığını, mevcut sorunları çözmekten uzak bir tavır takındığını ifade eden Demir, “Sarkan kablolar nedeniyle sürekli arızalar yaşanmakta, bu arızalar bazen ölümcül sonuçlara yol açmaktadır. Geçtiğimiz yaz Mazıdağı, Derik ve Çınar üçgeninde yaşanan büyük yangın, sarkan elektrik kablolarından çıkan kıvılcım sonucu meydana gelmiş ve bu faciada 10’dan fazla vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bugün hâlâ aynı risk devam etmektedir. Elektrik hatlarının birçok noktada yerin üstünde gelişigüzel bir şekilde taşınması, olası bir rüzgâr ya da hayvan temasında tekrar kıvılcım üretmesi ve yeni yangınlara sebep olması kaçınılmazdır. Ancak tüm bu risklere rağmen şirketler gerekli tedbirleri almamakta ve hiçbir yatırım yapmamaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>“Evler izinsiz aranmakta ve insanların mahremiyeti ihlal edilmektedir”</strong></p>
<p>Kaçak kullanım gerekçesiyle polis ve jandarmalar eşliğinde yapılan baskınların vahim bir durum olduğunu belirten Demir, “Kaçak kullanım gerekçesiyle yapılan bu baskınlarda vatandaşlara adeta terörist muamelesi yapılmakta, evler izinsiz aranmakta ve insanların mahremiyeti ihlal edilmektedir. Bu tarz uygulamalar halkın devlete olan güvenini sarsmakta ve sosyal huzuru tehdit etmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Şirketlerin özelleştirilmesi yeniden gözden geçirilmeli”</strong></p>
<p>Yetkililere çağrıda bulunan Demir, “Elektrik dağıtım şirketleri vatandaşın sırtında bir yük olmaktan çıkarılmalı, bu şirketlerin özelleştirilmesi yeniden gözden geçirilmeli ve kamunun yararını esas alan yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Bu şirketlerin yatırım yapmaktan kaçındığı, sadece kâr amacı güttüğü, topluma zarar verdiği artık herkesin malumudur. Dağıtım ağları kamulaştırılmalı, kamu denetimine açık bir yapıya kavuşturulmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>“Çiftçiler için özel bir tarife uygulanmalı”</strong></p>
<p>Cezaların hangi gerekçeyle kesildiği ve faturaların neye göre hesaplandığının belirtilmesi gerektiğini ifade eden Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca tarımsal üretimde kullanılan elektrikle evsel kullanım aynı tarifeye tabi tutulmamalıdır. Tarımda kullanılan enerji çok daha yüksek miktarlarda tüketilmektedir. Bu nedenle çiftçiler için özel bir tarife uygulanmalı ve elektrik fiyatları makul seviyelere çekilmelidir.”</p>
<p><strong>“Kaçak kullanımı önlemek için sosyal çalışmalar yapılmalı”</strong></p>
<p>Elektrik altyapısı iyileştirilmesi çağrısında bulunan Demir, “Bununla birlikte şirketlerin ihmalleri sonucu meydana gelen her türlü zararın tazmin edildiği, çift yönlü sorumluluk sistemine geçilmelidir. Sadece vatandaşı cezalandıran bir sistem değil, şirketleri de sorumlu tutan adil bir mekanizma kurulmalıdır. Halkı bilinçlendirmek, kaçak kullanımı önlemek için sosyal çalışmalar yapılmalı; ama hiçbir vatandaş aşağılanmamalı, evine baskın düzenlenmemeli, haysiyetine dokunulmamalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Durum artık sürdürülemez bir noktaya gelmiş, halkın sabrı tükenmiştir”</strong></p>
<p>Demir, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Elektrik dağıtım şirketlerinin yol açtığı bu sorunlar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yara hâline gelmiştir. Bu durum artık sürdürülemez bir noktaya gelmiş, halkın sabrı tükenmiştir. Yetkilileri bir kez daha göreve çağırıyor, halkımızın sesine kulak verilmesini talep ediyoruz.”</p>
<p><a href="https://x.com/HurDavaPartisi/status/1950972225550487659">https://x.com/HurDavaPartisi/status/1950972225550487659</a></p>
<p><strong>HABER/</strong> Ümmügülsüm KATIRCI</p>
<p><a href="https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-milletvekili-demir-elektrik-dagitim-sirketlerinin-keyfi-uygulamalarini-meclise-tasidi/">HÜDA PAR Milletvekili Demir elektrik dağıtım şirketlerinin keyfi uygulamalarını Meclis’e taşıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gucluankaragazetesi.com">Güçlü Ankara Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gucluankaragazetesi.com/huda-par-milletvekili-demir-elektrik-dagitim-sirketlerinin-keyfi-uygulamalarini-meclise-tasidi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
