Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: “Asıl problem, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemidir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Kayseri Kocasinan İlçe Kongresi’nde ekonomi politikalarından yönetim sistemine, operasyon tartışmalarından kamu kaynaklarının kullanımına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Arıkan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin köklü biçimde değiştirilmesi gerektiğini belirterek üç kırmızı çizgi açıkladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Kayseri’de partisinin Kocasinan İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada ekonomi politikaları, yönetim sistemi, yargı bağımsızlığı, Meclis’in denetim gücü ve son dönemdeki operasyonlar üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulundu.

“AK PARTİ’NİN EKONOMİ ÜÇGENİ”

Ekonomide enflasyon, faiz ve vergiden oluşan bir yapı bulunduğunu savunan Mahmut Arıkan, “Siyaset işi matematik işidir, millete hizmet işi matematik işidir. Bütün bunların sebebi ‘AK Parti’nin Ekonomi Üçgeni’dir. Bir köşesinde enflasyon, bir köşesinde faiz, bir köşesinde vergi var. Peki üçgenin tam ortasında kim var? Millet var.” dedi.

Enflasyon politikalarını eleştiren Arıkan, “Amaç ne? Milletimizi hikayelerle hocamızın deyimiyle narkozlamak, enflasyon ‘düşecek’ algısı oluşturmak. Dikkat ediniz! Enflasyonu düşürmek değil! Enflasyon düşecek algısı oluşturmak. Bunların işleri güçleri algı.” ifadelerini kullandı.

2026 yılı enflasyon tahminindeki değişikliğe de değinen Arıkan, “2026’da yüzde 12 olması tahmin edilen enflasyon oranını yüzde 28’e çektiler. İşte bu yüzden enflasyon en büyük kul hakkıdır. Emeklinin, asgari ücretlinin maaşını daha cebine girmeden gasp etmektir.” diye konuştu.

Faiz ödemelerine ilişkin değerlendirmesinde Arıkan, “Bu sene de 2,7 trilyon gibi devasa bir rakam faize ödenecek. Ancak esas korkutucu olan bu değil. Bu gidişata göre 2027’de 3 trilyon, 2028’de 3,3 trilyon faiz ödemesi yapacağız demektir.” dedi.

Madencilerin alacakları ile faiz ödemeleri arasında karşılaştırma yapan Arıkan, “Ankara’da madenciler devletin, bakanların garantörü olduğu haklarını alabilmek için aylardır mücadele ediyorlar. Bütün alacakları ne kadar biliyor musunuz? 36 milyon TL. Bu ülke her saat faize 300 milyon TL ödüyor. İşte kul hakkı budur.” ifadelerini kullandı.

Kurumlar Vergisi rekortmenleri listesine de değinen Arıkan, “Listede ilk 10’a giren kurumların 7’si bankalar. Yani paradan para kazanan kurumlar. Soruyorum şimdi; sanayicisinin kazanamadığı bir ülke nasıl kalkınır? Nasıl mazlumlara umut olabilir?” diye konuştu.

Vergi yükünün vatandaş üzerindeki etkisine dikkat çeken Arıkan, “Araba alırken 1 araba devlete alınıyor, cep telefonuna 4 ayrı vergi veriliyor, mutfak tüpüne ÖTV ödeniyor, tuvalet kağıdına yüzde 20 KDV ödeniyor, çalışanların maaşı daha eline geçmeden vergisi kesiliyor.” dedi.

Arıkan, ekonomi politikalarına ilişkin eleştirisini, “İşte AK Parti’nin ekonomi üçgeni budur: Enflasyon vatandaşın cebini eritiyor. Faiz üreticinin belini büküyor. Vergi de geriye kalanını alıp götürüyor.” sözleriyle sürdürdü.

“25 YILDA BAŞLADIĞIMIZ NOKTAYA GELDİK”

AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıl dönümü etkinliklerine değinen Arıkan, iktidarın ekonomi hedeflerini eleştirdi. Arıkan, “25 yıl önce, 2002’de AK Parti iktidara gelirken ekonomiyi düzelteceğini vaat etmişti. Tek bir rakam vereceğim. 2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye, enflasyonu dünyada en yüksek 5. ülkeydi. Aradan tam 25 yıl geçti. Bugün kaçıncı sıradayız biliyor musunuz? 5. sıradayız.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, “Bu bir iktidarın yıprandığının, çözüm üretemediğinin, yönetemediğinin en net göstergesidir. Biz diyoruz ki; Saadet Partisi olarak biz hazırız. Kadromuz var, teşkilatımız var, projelerimiz var, ilkelerimiz var, umudumuz var, heyecanımız var, biz bu işi hallederiz. Hiç kimse endişe etmesin.” dedi.

“DEVLETİN GÖREVİ OLAĞAN HAYATI GÜVENCE ALTINA ALMAKTIR”

Türkiye’deki siyasi gündeme ve son dönemdeki operasyonlara ilişkin de konuşan Arıkan, “Bir dönem Türkiye, lansmanlarla yönetiliyordu. Her hafta yeni bir lansman yapılıyor, her hafta yeni bir proje duyuruluyor, her hafta yeni bir müjde veriliyordu. Bunlar bitti. Şimdi başka bir döneme girdik. Lansmanlarla yönetilen Türkiye’den, ‘operasyonlarla yönetilen Türkiye’ye’ geldik.” diye konuştu.

Belediye, şirket, dernek, medya ve vakıflara yönelik operasyonlara değinen Arıkan, “Milletin değerlerini sömüren, malına çöken organize bir suç varsa elbette tepelerine binilsin. Kimse bunu reddetmez. Ancak koskoca Türkiye, bir operasyondan diğer operasyona koşan bir gündemin içerisine hapsedilemez.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, “Devletin görevi sürekli olağanüstülük üretmek değil, olağan hayatı güvence altına almaktır. İşte bizim Saadet Partisi olarak yegane amacımız budur. Biz Türkiye’de hayatı olağanlaştırmak istiyoruz. Hayatı güvence altına almak istiyoruz. Çalışmayı, emeği güvence altına almak istiyoruz.” dedi.

“ASIL PROBLEMİ, PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİDİR”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerken endişelerimizi dile getirmiştik ve ardından sistem teklifimizi de sunmuştuk. Bugün geldiğimiz noktada yapılan açıklamalardan, itirazlarımızın ne kadar haklı olduğunu bir kez daha görüyoruz.” dedi.

Arıkan, sistemdeki temel sorunlara ilişkin, “50+1’in dayatıldığı, bütün yetkinin tek elde toplandığı, Meclis’in denetim gücünün zayıflatıldığı, kurumların bağımsızlığının tartışmalı hâle geldiği bir yönetim modeli sürdürülebilir değildir. Güçlü devlet, güçlü tek adam demek değildir. Güçlü devlet; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir.” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı içinden gelen sistem revizyonu tartışmalarına da değinen Arıkan, “Bugünlerde ne diyorlar: ‘Efendim sistemi revize edelim.’ Yahu! Araba duvara çarpmış, siz koltuk kılıflarını yenileyelim diyorsunuz. Sistemin asıl problemi, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemidir.” diye konuştu.

Arıkan, “Bir cumhurbaşkanının aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olduğu, devletle partinin birbirine karıştığı, devlet imkanlarının parti imkanlarına dönüştüğü bir yapıyı ‘makyajlayarak’ kurtaramazsınız. Bu sistemin göstermelik pansuman tedbirlere değil, köklü bir reforma ihtiyacı vardır.” dedi.

“MÜZAKERE ETMEYE HAZIRIZ”

Saadet Partisi’nin sistem değişikliğine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirten Arıkan, “Biz duvara toslayan bu sistemi değiştirecek her adımı müzakere etmeye hazırız.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, üç kırmızı çizgilerini şöyle sıraladı: “Bir, Partili Cumhurbaşkanlığı uygulamasına son verilmeli; Cumhurbaşkanı 86 milyonun tamamını kucaklayan tarafsız bir makama çekilmelidir. İki, kuvvetler ayrılığı ilkesi esastan tesis edilmeli; Meclis pasif bir onay makamı olmaktan çıkarılıp gerçek yasama ve denetleme yetkisine kavuşturulmalıdır. Üç, yargı bağımsızlığı kağıt üstünde değil, uygulamada sağlanmalı; mahkemeler iktidarın kalkanı veya muhalefetin tepesindeki giyotin olmaktan çıkarılmalıdır.”

Arıkan, sistemin kişilere göre değil, devletin ve milletin ihtiyaçlarına göre tasarlanması gerektiğini belirterek, “Bugün Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dır, yarın başka biri Cumhurbaşkanı olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti kalacaktır. Millet kalacaktır. O halde sistemi kişilere göre değil, Hak için millete göre tasarlamak zorundayız. İşte gerçek reform budur.” dedi.

“İKTİDARA GELDİĞİMİZDE NE YAPMAYACAĞIZ?”

İktidara gelmeleri halinde uygulamayacakları politikalara da değinen Arıkan, “Milletin alın terini faizcilere yedirmeyeceğiz. Milletin maaşını kağıt üzerinde artırıp enflasyonla cebinden geri almayacağız. Bir kişinin yapacağı işe üç makam, üç araç ve üç bütçe tahsis etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, “İşi bilmeyene makam, işi bilene kapı göstermeyeceğiz. Gençlere ‘evlenin’ deyip yuva kurma hayallerini kira, işsizlik ve hayat pahalılığına kurban etmeyeceğiz. Çocuklarımızı sosyal medya platformlarının ve algoritmaların insafına terk etmeyeceğiz.” dedi.

Adalet ve dış politika başlıklarına da değinen Arıkan, “Bir telefonla değişen, bir talimatla yön değiştiren adalet düzenine izin vermeyeceğiz. Vatandaşın hakkını yıllarca mahkeme koridorlarında bekletmeyeceğiz. Dış politikayı hamasete ve içeride alkış toplamanın aracına dönüştürmeyeceğiz. Devletlerarası ilişkileri liderlerin kişisel dostluklarına veya husumetlerine teslim etmeyeceğiz.” diye konuştu.

Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin de mesaj veren Arıkan, “Vatandaştan vergiyi alıp, o vergiyle vatandaşa reklam verip, sonra da vatandaştan teşekkür beklemeyeceğiz. Yahu hem parayı vatandaş versin hem reklamı vatandaş izlesin hem de alkışı vatandaş yapsın istiyorsunuz. Böyle devlet yönetilmez. Kamu kaynağı iktidarın propaganda bütçesi değildir. O para milletindir. Biz vatandaşın parasıyla vatandaşa reklam yapmayacağız.” ifadelerini kullandı.

Haber: Fazilet GİDİCİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu