
Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke’de imzalandığı belirtilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karakurt, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında şekillenen yeni güvenlik iş birliğinin bölgesel dengeleri değiştirebilecek önemli bir adım olduğunu belirterek, anlaşmanın ekonomik ve stratejik boyutlarının güçlendirilmesi çağrısı yaptı.
Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalandığı belirtilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında yazılı bir açıklama yaptı.
Anlaşmanın Ortadoğu’nun güvenlik mimarisi açısından önemli bir gelişme olduğunu savunan Karakurt, üç ülkenin sahip olduğu farklı stratejik avantajların ortak bir yapı altında değerlendirilebileceğini ifade etti.
Karakurt açıklamasında, Türkiye’nin savunma sanayisi ve askeri tecrübesi, Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı ve insan gücü ile Suudi Arabistan’ın finansal ve enerji kaynaklarının yeni bir stratejik iş birliği zemini oluşturabileceğini belirtti.
“Ortak savunma yapısı ekonomik entegrasyonla desteklenmeli”
Anayol Partisi lideri Karakurt, anlaşmanın yalnızca askeri bir mutabakat olarak kalmaması gerektiğini belirterek, güvenlik iş birliğinin ekonomik entegrasyonla desteklenmesi gerektiğini savundu.
Karakurt, Suudi Arabistan’ın finansal gücü ile Türkiye’nin savunma sanayisindeki teknolojik kapasitesinin ve Pakistan’ın stratejik imkanlarının bir araya getirilmesinin bölge ülkeleri açısından yeni bir ekonomik ve savunma ekseni oluşturabileceğini ifade etti.
Açıklamada, Riyad’ın Türkiye ve Pakistan ile daha kapsamlı ekonomik ilişkiler geliştirmesinin, savunma sanayisi yatırımlarından ortak üretim projelerine kadar geniş bir alanda yeni imkanlar yaratabileceği görüşüne yer verildi.
“Riyad’ın stratejik yönelimi değişiyor mu?”
Karakurt’un açıklamasında Suudi Arabistan’ın son dönemdeki dış politika tercihleri de gündeme getirildi.
Suudi Arabistan’ın İsrail ile normalleşme sürecini yürüttüğü bir dönemde Türkiye ve Pakistan ile savunma alanında daha güçlü bir iş birliğine yönelmesinin dikkat çekici olduğunu belirten Karakurt, Riyad’ın güvenlik politikasında yeni bir arayış içerisinde olup olmadığı sorusunu gündeme taşıdı.
Karakurt, bölgedeki ABD-İran geriliminin ve Körfez ülkelerine yönelik güvenlik risklerinin Suudi Arabistan’ı alternatif güvenlik ortaklıkları geliştirmeye yöneltmiş olabileceğini savundu.
Bununla birlikte Karakurt, söz konusu gelişmenin Suudi Arabistan’ın ABD ile olan stratejik ilişkilerinden tamamen uzaklaştığı anlamına gelmeyebileceğini de belirterek, gelişmenin risk paylaşımına dayalı yeni bir güvenlik stratejisi olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
“İttifak İran’a karşı bir yapıya dönüşmemeli”
Açıklamanın en dikkat çekici bölümünü ise olası savaş senaryolarına ilişkin değerlendirmeler oluşturdu.
Karakurt, yeni savunma iş birliğinin doğrudan İran’ı çevreleyen veya İran’a karşı konumlanan bir askeri yapıya dönüşmesi durumunda ciddi risklerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.
Olası bir İran saldırısının Suudi Arabistan veya Pakistan’ı hedef alması halinde kolektif savunma mekanizmalarının Türkiye ve Pakistan’ı da bölgesel bir çatışmanın içerisine çekebileceğini belirten Karakurt, Türkiye’nin İran ile doğrudan karşı karşıya gelmesinin bölgesel istikrar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Karakurt, Türkiye’nin komşu ülkelerle ilişkilerinde savaş ve çatışma yerine diplomasi ve bölgesel iş birliğini öncelemesi gerektiğini ifade etti.
“Mekke Anlaşması savaş aparatı olmamalı”
Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, açıklamasının sonunda anlaşmaya ilişkin partisinin temel yaklaşımını ortaya koydu.
Karakurt, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bölge ülkelerinin kendi güvenlik ve ekonomik geleceklerini şekillendirmeleri açısından önemli bir fırsat olabileceğini belirtirken, anlaşmanın dış güçlerin bölgesel çıkarlarına hizmet eden bir askeri mekanizmaya dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Karakurt, Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’ın finansal imkanlarını; borçların azaltılması, savunma sanayisinin geliştirilmesi ve yerli teknolojilerin desteklenmesi amacıyla stratejik bir kaldıraç olarak kullanması gerektiğini ifade etti.
Anayol Partisi lideri, partisinin yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“Bu anlaşma bir savaş aparatı değil, adil ve tam bağımsız bir bölgesel kalkınma kalkanı olmalıdır.”




