
Doğru Yol Partisi Dış İlişkiler Başkanı Bilal Kaya, Yunanistan Parlamentosu’nda Türkiye Cumhuriyeti’ni, “Mavi Vatan” anlayışını ve Türk milletinin egemenlik haklarını hedef alan açıklamalara ilişkin sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Yunanistan’da yapılan konuşmaların “küstah, sorumsuz ve provokatif” olduğu belirtilerek şiddetle kınandığı ifade edildi.
Açıklamada, Kyriakos Velopoulos’un Yunanistan Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’ye yönelik tehdit dili kullandığı ve Türk gemilerini hedef alan ifadeler sarf ettiği belirtilerek, bunun bölgede barış ve istikrarı zedeleyen tehlikeli bir anlayışın ürünü olduğu kaydedildi.
Enerji politikaları üzerinden yapılan açıklamalara da dikkat çekilen metinde, Velopoulos’un “Girit ve İyon Denizi’ndeki hidrokarbon aramaları konusunda yalan söylüyorsunuz. Yabancı aktörlerin asıl hedefi Türkiye ile ortak işletmedir ve Yunan Çözümü Partisi dışında kimse buna karşı çıkmıyor.” ifadelerinin, Türkiye karşıtlığını körükleyen popülist ve çatışmacı siyasetin açık göstergesi olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz’de sahip olduğu tarihî, hukuki ve meşru haklarını koruma konusunda güçlü ve kararlı bir devlet olduğu belirtilirken, “Mavi Vatan” anlayışının milletin denizlerdeki egemenlik haklarının, enerji güvenliğinin, ekonomik bağımsızlığının ve stratejik geleceğinin milli ifadesi olduğu ifade edildi.
Doğu Akdeniz ve Ege’de enerji kaynakları üzerinden yürütülen tartışmaların temelinde Türkiye’yi bölgesel denklem dışında bırakma çabalarının bulunduğu belirtilen açıklamada, Türkiye’nin kendi kıta sahanlığına, deniz yetki alanlarına ve enerji haklarına yönelik hiçbir dayatmayı kabul etmeyeceği kaydedildi. Bölgedeki enerji kaynaklarının adil paylaşımının ise ancak karşılıklı saygı, uluslararası hukuk ve hakkaniyet temelinde mümkün olacağı ifade edildi.
Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki haklarının tarihî gerçekler, uluslararası hukuk ve mevcut antlaşmalarla sabit olduğu belirtilen açıklamada, Lozan Barış Antlaşması ve Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayri askeri statüde olması gereken adaların silahlandırılmasının açık bir uluslararası hukuk ihlali olduğu savunuldu. Buna rağmen Yunanistan’ın yıllardır sürdürdüğü silahlandırma faaliyetleri ve Türkiye karşıtı söylemlerinin bölgede güven ortamını zedelediği belirtildi.
Ege Denizi’nin kendine özgü coğrafi yapısının görmezden gelinerek Türkiye’yi dar bir kıyı hattına hapsetmeye çalışan maksimalist anlayışın ne hukuki ne de siyasi bir karşılığı olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler ilkeleri ve hakkaniyet prensibi doğrultusunda haklarını savunmaya devam edeceği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin hiçbir zaman başka ülkelerin egemenlik haklarında gözü olan bir devlet olmadığı belirtilirken, kendi egemenliğine, deniz yetki alanlarına, enerji güvenliğine ve milli çıkarlarına yönelik hiçbir tehdide de sessiz kalmayacağı vurgulandı.
Yunanistan’daki bazı siyasetçilerin iç politik hesaplarla Türkiye karşıtlığını körüklemesinin iki ülke halkı arasındaki barış ve komşuluk ilişkilerine zarar verdiği ifade edilen açıklamada, “Akılcı olan; tehdit dili değil diplomasi, provokasyon değil karşılıklı saygıdır.” denildi.
Doğru Yol Partisi tarafından yapılan açıklamanın sonunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Mavi Vatan’daki çıkarları, enerji güvenliği ve milli menfaatleri konusunda geri adım atılmasının kabul edilmeyeceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye’ye parmak sallayanlar şunu çok iyi bilmelidir: Türk Milleti sabırlıdır; ancak vatanına, bayrağına, devletine ve egemenlik haklarına uzanan hiçbir tehdide boyun eğmez.”
Haber: Hüda ABDULRAHEEM




